Prey

Geliştirici:
Platform:
Tür: ,
Yayın Tarihi: 04-05-2017
Prey İncelemesi
PUANLAMA
8.2
N/A
Puan Ver

Prey - Puanlama

Oy verebilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.
Giriş yapmak için

Prey İncelemesi

Prey İncelemesi

Bazı talihsiz oyunlar vardır, ya çıkana kadar kıvranırlar ve türlü badireler atlatıp raf yüzü görebilirler ya da hiç bu şansı bile elde edemez ve yıllar süren yapım sürecinin ardından iptal edilip unutulurlar. Prey de bu iki ihtimal arasında gidip gelen önemli isimlerden. Neyse ki şansı yaver giden oyun Arkane Studios’un maharetli ellerinde gözlerini hayata açtı.

Hatırlarsanız, yıllar önceki bir E3 fuarında (seneyi inanın hatırlamıyorum) sahneye çıkmıştı Prey ve o günlerde tamamen başka bir tarza sahipti. Uzayda Vahşi Batı temasını taşıyordu, Indiana Jones ile Uncharted kahramanı Nathan arasında sıkışmış alaycı bir karakter ile açılan CGI video ile herkesin aklını almayı başarmıştı. Kahramanımızın kaçak bir uzaylıyı kovaladığı video öylesine merak uyandırmıştı ki, bir anda herkesin Prey’in nasıl bir oyun olacağını konuşmaya başlamıştı. Ne yazık ki işler ansızın ters gitmeye başlamış ve ”Gerçekler Paris, Hayaller Çöplük” isimli besteyi mırıldanır olmuştu oyun. Bethesda yapım sürecini değerlendirdiklerini ve Prey’in istedikleri kaliteye asla ulaşamayacağını, bu yüzden projeyi iptal ettiklerini duyurmuştu. Bu kötü haberi aldığımda en sevdiğim Japon balığımı ölü bulduğumdaki hüznün bir benzerini yaşadığımı hatırlıyorum. Çok umutluydum bu oyundan, olmadı, Bethesda oldurmadı.

Prey_20170506110743

Prey_20170506110743

Derken bir şeyler oldu, ölü toprağı kıpırdanmaya başladı ve Prey’in zayıf eli mezarlıktan yumruk yaparak çıktı. Dishonored serisi ile resmen çılgın atan Arkane Studios projeyi devralmış ve tamamen sıfırdan yorumlamaya karar vermişti. Sırtını korku ve maceraya yaslayacaktı artık Prey, o alaycı ve renkli aksiyon tonundan eser yoktu. Bu yeni makyaj ise öncekinin yanında sırıtıyordu en başta, yalan yok. Temkinliydik artık, Prey’in kalp atışları hala çok cılızdı. Arkane ise inatçı firmaymış, bizi utandırdı ve oldukça farklı bir FPS tecrübesine dönüşen Prey’i raflara ulaştırmayı başardı.

Eğlenceli bir aksiyondan psikolojik korkuya evrilen Prey’in hikayesi nedir peki? Oyunda bir araştırma şirketinde çalışan Morgan Yu’yu kontrol ediyoruz. Morgan çalıştığı yerde bir takım psikolojik testlere tabi tutulmakta ama bunlardan rahatsız olmadan hayatına devam etmektedir. Güzel bir evi, kendisini her gün işe götüren bir helikopteri vardır, neden rahatsız olsun ki? Dahil olduğu testlerden birinde doktorlardan birine saldıran siyah gölgenin ardından bayılmasının ve aynı güne uyanıp aslında uzaydaki bir üste deney faresi olduğunu öğrendiğinde ise Morgan’ın hayatı tamamen değişecektir. Bu üste dünyadaki hayatı tehdit eden ve eşyaları kopyalayıp onlar gibi görünme özelliğine sahip uzaylı organizmalar yer almaktadır. İşin kötüsü, bu yaratıklar serbest kalmışlardır ve labirente dönüşen bu üste hayatta kalmaya çalışacaktır Morgan.

Alın işte size sıkı hikaye. Biraz Alien, biraz System Shock ve Dead Space, politik alt metin olarak da Bioshock sosu. Ne kadar ağır abi varsa hepsine özenmiş Prey ama bu ödünç almaları kopyala-yapıştır yapmak yerine orijinal bir öykü ve tansiyonu yüksek bir atmosfer ile sunmayı başarıyor. Morgan’ın trajik solo macerasının altında insanoğlunun farklı ve üstün bir gücü öğrenip kendi yararına kullanma hırsının sonuçları yatıyor. Tarihte defalarca karşımıza çıkan hırsın sonu hüsranın farklı bir yorumu Prey, fazla kurcalama ki sana kaçmasın diyor adeta.

prey-2

Uzun yıllar süren yapım sürecinin verdiği sinirsel yorgunluk grafiklere yansımış belli ki. Yolun ortasında 180 derece rota değiştiren yapımda tasarımsal eksiklik hemen hissediliyor. Talos I isimli uzay üssünde orijinal bir tasarım anlayışı yok açıkçası, metalin bol bol yer bulduğu ama ufak tefek bitkilerle, sosyal alanlarla daha ”yaşanılabilir” kılınmış, herhangi bir bilimkurguda karşımıza defalarca çıkmış tasarımlara sahip. Orijinallik yok, evet ama söz konusu detaylar olduğunda Arkane’in iyice uğraştığını görebiliyoruz. Talos I’deki farklı bölgeler sıkılmanızın önüne geçiyor; sosyal tesislerden ofis alanlarına, sağlık bölümünden araştırma departmanına kadar sayısız farklı birim ve bölge yer almakta oyunda. Koştur babam koştur kısacası. İşin güzeli; belli bir yerden sonra üssün dışına da çıkıp uzayda süzülebiliyor, böylece kendinize kestirmeler yaratabiliyorsunuz.

Yaratık modellemeleri de pek orijinal değil. Siyah çamur ve gölge karışımı, belli bir fiziki forma sahip olmayan canlılar bunlar. Belli türler daha insansı formdalar ama genelde çarpık çurpuk, fazla hareketli oldukları için tam olarak net seçilemiyorlar. Bu formsuzluğun artılarını ise şöyle kullanıyor oyun; yaratıklar hem değişik şekillere giriyorlar, hem de çok seriler ve bu hareketlilikleri ciddi anlamda strese sokuyor oyuncuyu. Neydin ne oldun, nerene vuracağım şimdi? dedirtiyorlar ve doğal olarak sizi geriyorlar. Bu açıdan bakıldığında formsuz düşmanların getirdiği tekinsizlik ortada ve bu iyi bir şey ama bu gözler akıllara kazınacak orijinallikte tasarımlar aramıyor değil hani.

İş detaylara geldiğinde de hafiften zamanın gerisinde kalıyor Prey. Kaplamalar zayıf, ışıklandırmalar yeterince gerçekçi değil ve input lag problemi de zaman zaman can sıkacak seviyelere ulaşabiliyor. DualShock’ınızı bir kenara koyduğunuzda Morgan inceden kaykılmaya devam ediyor, sanki yaratıklardan bu şekilde kaçmak istermiş gibi kendisi. Bu ilginç ama can sıkıcı sorunu çıkan yama ile gidermeye çalıştı Arkane ama biz düzeldiğine tanık olamadık henüz.

prey-3

Grafiklere takılmamayı, bir oyunu oyun yapanın sağlam içerik olduğunu uzun zaman önce öğrenmiş dinozor oyunculardan olduğum için yukarıda saydığım kusurlara pek takılmadım açıkçası. Beni asıl heyecanlandıran Prey’in içinde sakladıkları; Alien tadında tansiyonu yüksek ama bir o kadar da dingin bir uzay üssünü araştırma seansı, Bioshock ayarında zengin bir alt metin ve System Shock ile Dead Space çizgisinde tekinsiz bir atmosfer. Bunların pek çoğunu da Prey’de bulunca pek bir sevindim haliyle, korku-bilimkurgu türünün yapı taşı oyunların harmanı olan, ortaya da yeni fikirler koymayı başarabilen bir oyun Prey.

Öncelikle şunu belirteyim; keşif ve araştırma bu oyunun özü, tadı, belkemiği. Eğer Talos I’in altını üstüne getirmeyecekseniz hiç girişmeyin Prey’e çünkü elde edeceğiniz tüm ödüller ve tatmin duygusu kaşiflikte gizli. Öyle bir ana görevden diğerine koşturayım derseniz vasat bir oyun olarak notunuzu verir ve tarihin karanlık çöplüğüne yollarsınız Prey’i. Yok, içinizdeki kaşifi ortaya çıkarır ve uzay üssünün her bir köşesini araştırırsanız bir anda doyumsuz zevkler alacaksınız oyundan. Prey’in bir güzel tarafı da şu; hikaye  boyunca minimum sayıda insanla iletişime geçeceksiniz. Gerçek dünyada aradığım bireysel huzuru Prey’de buldum sayede, teşekkürler Arkane!

Morgan umarsızca yaratık biçmek için eğitilmiş bir asker değil, o yüzden sadece kendisinin aksiyon yeteneklerine bel bağlarsanız yanarsınız. Yeri geldiğinde çömelip gizlice kaçmayı, çok sıkıştığınızda ise arkanıza bile bakmadan olay yerinden uzaklaşmayı kendinize küfürden saymamalısınız, aksine bu güzel eylemlere başvurmalısınız. Morgan oldukça etkili silahlar elde ediyor etmesine yol boyunca ama karşısındaki düşmanlar ondan daha üst seviyede olunca silahlar her zaman işe yaramıyor. Prey’de farklı türlerde yaratık var; bunlardan bazıları insan formuna yakın ve oldukça ölümcül darbeler atabiliyorken, bazıları da Alien’daki Facehugger’ların dumandan versiyonu gibiler, dört ayaklı bir şekilde koşturup cansız nesneleri kopyalayabiliyor ve onların görüntüsüne bürünüp sizden saklanmaya çalışıyorlar. Bu da ani saldırılara maruz kalmanız demek tabii. Etrafta tehlike yok diye rahatça koştururken yerde duran kahve bardağının aniden yaratığa dönüşmesi şöyle inceden korkutuyor tabii insanı.

prey-4

Farklı görünüme ve yeteneklere sahip toplam 8 düşman çeşidi var oyunda. Mimic en sıradan düşman ama objeleri kopyalayıp görünümlerini alma yeteneği de bu ufak namussuzlarda. Öldürmesi kolay ama kalabalık şekilde saldırdıklarında öldürebiliyorlar. Nightmare ise insan gölgesine benziyor, ağır aksak ilerliyor ama size elektrik topları fırlatıp uzayan kollarıyla saldırıyor. Karşılaşacağınız ileri seviye Nightmare ismi gibi, tam bir baş belası. Oyunda ilerledikçe çok daha tehlikeli olan Apex, Telepath ve Cystoid gibi türlerle karşılaşacaksınız.

Bu türleri alt etmenin yolu ise Morgan’ı geliştirmekten geçiyor. Aslında bir deney faresi demiştik Morgan için, üzerinde yapılan deneylerle henüz güçleri tam olarak anlaşılamamış uzaylıların bazı yetenekleri karakterimize aktarılmış durumda. Özellikle nesneleri kopyalama yeteneği bir harika ve daha da önemlisi çok kullanışlı. Örneğin; içeri giremediğiniz bir ofis odası var ve tek açıklık daracık bir delik. Hemen dönüşün bir bardağa ve yuvarlana yuvarlana delikten geçip odaya girin. Bunun gibi sayısız ihtimal sunuyor Mimic Matter yeteneği ve Talos I’deki mekan bulmacalarının çoğunda faydalı. Mimic Matter dışında aktif edip geliştirebileceğiniz 6 tane daha uzaylı yeteneği var. Bazıları saldırı temelli bu yetenekleri oyun tarzınıza göre aktif etmenizde fayda var çünkü hikaye boyunca hepsini açma şansınız olmayacak.

Uzaylı yetenekleri dışında insani tarafınızı geliştirebileceğiniz bir yetenek ağacı daha var. Bu ağaçta da saldırı, sağlık ve teknoloji gibi ana başlıklar yer alıyor. Her iki ağaçta da yetenekleri aktif etmek ve geliştirmek için Neuromod isimli nesnelere ihtiyacınız var. Neuromod’lar haritanın sağına soluna serpiştirilmiş durumda, sadece keşfedilmeyi bekliyorlar. Ana ve yan görevleri tamamladığınızda da Neuromod kazanıyorsunuz elbette, yoksa işiniz çok zor olurdu. Uzaylı yeteneklerini satın alınabilir kılmanız da gerekiyor, bunu da not düşeyim unutmadan. R3 ile zoom özelliğini kullanarak görüşünüzdeki yaratıkları tanımlıyorsunuz. İlk kez tanımlanan bir yaratığın bilgilerini öğreniyor, böylece de onun yeteneğini satın alınabilir hale getiriyorsunuz. Oyuncuyu zorlayan, hoş bir ekstra olmuş.

prey-5

Toplayıcıları ciddi şekilde ödüllendiriyor Prey. Dolap, çekmece derken her yeri araştırın ve gerekli gereksiz ne varsa toparlayın. Topladıklarınızdan bazıları inanılmaz faydalı iken bazıları çöp gibi görünebilir. Sakın atmayın bunları çöpe, aman! Materyal Dönüştürücü isimli cihazlar çıkacak ara ara karşınıza. Elinizdeki çer çöpü bu makinaya atın ve dönüşümü başlatın. Çöpler bir anda değerli materyallere dönüşecek (cihazın adı boşa değil yani). Bu materyalleri ne yapacaksınız peki? Fabricator isimli bir başka cihaz sayesinde silah, cephane, sağlık paketleri, Neuromod ve PSi güç paketleri yaratabiliyorsunuz. Bu yaratım işlemleri için de çöpten dönüştürdüğünüz materyallere ihtiyacınız var. Nasıl ama, birbirini müthiş bir şekilde tamamlayan ve oyuncunun sık sık hayatını kurtaran iki cihaz, değil mi?

Prey’in ses efektleri oldukça etkileyici. Zaten tekinsiz bir atmosferin göbeğindeyiz, sessiz sakin ilerlerken dan diye fırlayan bir yaratığın bünyede yaratacağı anlık şoku iki katına çıkarıyor efektler. Her şey oldukça detaylı, atmosferi güzelce destekliyor. Seslendirmelerin de başarılı olduğunu söyleyebilirim, zaten oyun boyu konuşacak çok birini bulamıyor Morgan. Müziklere geliyoruz ve orada duruyoruz. Oldukça acayip müzik tercihlerine sahip Prey. Ortada hiç tehdit yokken bile her tarafınızı düşman sarmış gibi bir tansiyona sahip müzikler. Elektronik altyapılı bu bestelerin bir yerden sonra fena halde kafa şişirdiğini ve sizi boş yere diken üstünde tuttuğunu söylemek mümkün. O yüzden girin ayarlara ve müzikleri 10. seviyeden 3’e falan düşürün, güzel kafanız rahat etsin.

Yolun yarısında 180 derece yön değiştiren Prey’den bir cacık olmayacağını düşünmüştüm açıkçası. Arkane beni utandırdı ve bundan oldukça mutluyum. 2017’nin klasiklerinden biri mi Prey? Hayır, değil ancak uzun süredir keşif duygusunu bu kadar ödüllendiren, tekinsiz atmosferde oyuncuyu ciddi anlamda yalnız hissettiren ve bunları yaparken oldukça sağlam oyun dinamikleri sunan bir oyuna da rastlamadık. Oyun bombardımanında gözden kaçabilir ama Prey’e bir şans verme ihtimaliniz varsa, bu şansı kullanınız efendim.

 

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Etiketler:


Tarih:25 Mayıs 2017 Yazar:HakanOrkan

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol

Üyeliğiniz başarıyla gerçekleşti.

Lütfen adresini kontrol ederek üyeliğinizi onaylayınız.
Ad
Soyad
E-posta
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifre tekrar
PST’den haber almak ister misiniz?

Giriş Yap

Kullanıcı Adı veya E-mail :
Şifre :

Şifremi Unuttum

Kullanıcı Adı veya E-mail :