Final Fantasy XV

Geliştirici:
Yayıncı:
Platform:
Tür: ,
Yayın Tarihi: 29-11-2016
Final Fantasy XV İncelemesi
PUANLAMA
8.6
N/A
Puan Ver

Final Fantasy XV - Puanlama

Oy verebilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.
Giriş yapmak için

Final Fantasy XV İncelemesi

Final Fantasy XV İncelemesi

Kimse fantezilerinin bitmesini istemez, değil mi? Şimdi bir oyun serisi düşünün; kült olmuş, 15. ana oyununa yeni kavuşmuş, yan oyunlarla sayısız kez beslenmiş ama ilk oyundan beri adı ”Son Fantezi”. Alay mı ediyorsunuz bizimle kuzum?!

Şaka bir yana, bitmesini istemediğimiz fantezilerden biri de Final Fantasy. Her yeni oyunla kendine has dünyasını iyice sağlamlaştıran seri, klasik Japon RPG türünün en önemli örneklerinden. Son dönemde hafiften tökezleyen serinin yıllardır yapım odasında olan, ilk olarak Final Fantasy XIII Versus olarak duyurulan oyunu FFXV ise bu kötü gidişata dur demeye gelmiş belli ki. Yenilikçi oyun dinamikleri, hayranlar kadar seriyle yeni tanışacakları da cezbeden yenilikleri ile dikkat çekmeyi başardı Final Fantasy XV.

ffxv-1

Serinin son oyunu uzun bir yapım süreci geçirdi ancak bu sancılı dönemi atlatıp raflardaki yerini almayı başardı. Peki serinin fanları kadar yeni hayranları da kendine çekebilen oyunun hikayesi nedir? Bakalım hemen kısaca. Dünyaya benzeyen Eos isimli gezegendeyiz, serinin yan oyunlarını takip edenlerin tanıyacağı bir dünya burası. Üç kıtaya ayrılan gezegende Niflheim Krallığı kötü kontenjanını başarıyla doldurmakta ve diğer iki kıtayı ele geçirmiş durumda. Sinemaları da ziyaret eden Final Fantasy Kingsglaive bu işgal sürecini anlatıyordu, FFXV ise filmin bittiği dönemde start alıyor. Tacın varisi Prens Noctis ve yol arkadaşları işgalle sonuçlanacak olan tuzak düğün için bir emanet taşırken bir anda aksiyon içerisinde buluyorlar kendilerini. Sonrası ise aksiyon ve bol görevle dolu bir yolculuk.

Hikaye açılışını müthiş bir Stand By Me coverı ile yapıyor. Bu eşsiz şarkı öylesine seçilmemiş, emin olun. Senaryosu Stephen King’e ait aynı isimli filmden esinlenmiş belli ki yapım ekibi, bunu da şarkı seçimi ile açık ediyorlar zaten. FFXV, bir krallığın kurtulma çabası kadar birbirine sıkı bir şekilde bağlı dört arkadaşın yolculuğunu da anlatıyor bizlere. Ekibin yol boyu birbirlerine sataşmalarını, şakalaşmalarını ve tabii ki yardımlaşmalarını izliyoruz keyifle. Açıkçası epeydir ilgi alanımın dışına çıkan Final Fantasy dünyasına ansızın geri çekti beni 15. oyun. Yan görev zenginliği size belli aralıklarla hikayeden kopartsa da, takip etmesi keyifli ve merak uyandıran bir hikayeye sahip FFXV.

Görsel olarak sizi rahatlıkla büyüleyecek oyun. Karakter animasyonlarından yaratık tasarımlarına kadar her başlıkta alkışı hak ediyor oyun. Square Enix’in oyuna verdiği önem ve fazla mesai ortada resmen. Noctis ve arkadaşları tam Japon işi karakterler; biraz emo, birazcık da apaçi tarzı katılmış çocuklar bunlar. Ergen triplerindeki Noctis’in jöleli ve yüzünü diken diken kapatan saçlarına bakıp kurulabilirsiniz kendisine kolayca ama sakin olun, çekik gözlülerin diyarında bu tip karakterlerin oyunlarda bolca yer aldığını anımsayıp gülün ve geçin. Zaten kısa sürede kendisine alışıyorsunuz, hatta seviyorsunuz bile. Ekibin fotoğrafçısı olan zayıf halka Prompto ise (gücüne gitmesin ama) erkekten ziyade kıza benziyor. Özçekim fotoğraflarındaki bakışları her şeyi anlatıyor zaten. Bu yazıya da bir tane görselini iliştirip kendimi haklı çıkartırım, merak etmeyin. Alışması zor tasarımlar dışında, harika animasyonlara sahip karakterlerimiz. Aksiyonda sahne alan animasyon zenginliği göz dolduruyor.

ffxv-2

Yaratık ve düşman tasarımları ise muazzam. Bu oyunla bu konuda baş edebilecek tek isim Dark Souls olabilir. İnsan(sı) düşmanlarda Orta Çağ şövalyelerinin modernizm akımıyla buluştuğunu görüyoruz. Yaratıklar ise ayrı bir dünya; kadın başlı yılan (Şahmaran?), korku filminden çıkma Unicorn’lara benzeyen atlar, yeri ayağa kaldıran Titan, dev kurbağalar gibi sayısız yaratık cirit atıyor Eos’ta. Üstelik akılları fikirleri sizi öldürmek değil. Uzaklardan baktığınızda Eos coğrafyasını doldurduklarını, vahşi yaşamda kendilerine yer bulan canlılar olduklarını görüyorsunuz. Bu da oyunun dünyasını gerçekçi kılıyor, Eos yaşıyor. Dünyaya benzeyen bu gezegenin genel olarak dokusu da çok başarılı zaten. Yeşil ile yerleşim yerlerinin dengeli bir şekilde yer aldığı bir gezegen Eos.

Teknik açıdan da sıkıntı yaşatmamak için çabalıyor FFXV. Frame değerleri en coşkun aksiyon esnasında bile düşmüyor, oyun akıyor gidiyor. Tek sıkıntı zaman zaman uzayan yükleme ekranları. Hızlı seyahat özelliğini kullanıyorsunuz, yükleme ekranı beliriyor. Ana görev bitiyor, bir bakıyoruz ki gene yükleme. Ölüyoruz, zaten yükleme ekranı. Bu ekranların süreleri biraz kısa olsaymış keşke.

FFXV’in bazı eski fanlar tarafından eleştirilen kısmı yeni oyun dinamikleri. Sıra tabanlı dövüş sistemini bir kenara bırakıyor oyun, daha geniş kitlelere hitap etmek adına risk alıyor ve taktiksel yoğunluğa sahip, hack’n slash soslu bir aksiyona geçiş yapıyor. Bence gayet de iyi yapıyor yahu, kimse çemkirmesin. Öyle ucuza kaçma, God of War çakması olma durumları yok oyunda. Aksine alışması çok kolay ama ustalaşması zor, takım taktiğine önem veren, zeki aksiyon dinamiklerine sahip FFXV.

ffxv-3

Oyunda yer alan dört karakterin de farklı özellikleri var. Bu özellikler hem aksiyonda, hem de gündelik rutinde önem taşıyor. İlk olarak aksiyon ayağına bakalım işin. Kontrol ettiğimiz Noctis aynı anda dört silah taşıyabiliyor ve bunları ok tuşlarına atıyoruz. Yakın saldırı silahlarında usta Noctis, özellikle de krallık güçlerine sahip özel kılıç ve baltaları etkili bir şekilde kullanıyor. Gladio, Noctis’in özel koruması aslında. Bu irim kıyım arkadaş dev kılıç kullanma ve kalabalık düşman gruplarını kağıt gibi yarmakta usta. Ignis sıkı bir savaş taktisyeni. Hançer gibi daha ufak silahları seri bir şekilde kullanıp aksiyonda müthiş bir destekçiye dönüşüyor. Fotoğrafçı Prompto ise aksiyonda pek etkili değil, sürekli yere düşüp yardım dilenmekten başka bir işe pek yaramıyor.

Yuvarlak, saldırı tuşumuz. Bu tuşa basılı tuttuğunuzda sürekli saldırıyor Noctis. R1 ile düşmana da kilitlendiniz mi, tamam. Otomatik bir biçiciye dönüşüyor Noctis ve seri saldırıyor. Kare tuşu da hayati bir önem taşımakta. Kaçma ve savunma rolünü üstlenen bu tuşa basılı tutarsanız saldırılardan otomatik kurtuluyor Noctis, hatta ölümcül darbelerden kaçınıp ekranda Yuvarlak belirdiğinde tuşa seri bir şekilde basarsanız sert bir karşı saldırı bile yapabiliyor. Üçgen ise kısa mesafeleri teleport yeteneği ile aşmaya, uzaktaki düşmana ışınlanmaya yarıyor. Sıkıştığınız anlarda ve sizden kaçan düşmanlara ulaşmaya çalıştığınızda hayat kurtaran bir yetenek bu. Gelelim işin güzel tarafına. Aksiyon esnasında düşmanı bulan her başarılı saldırınız takım barını dolduruyor. Üç kademeli bu bar dolduğunda L1 tuşuna basarsanız, takım arkadaşlarınızın isimleri ekranın solunda beliriyor. Seçtiğiniz isim kendine has özel bir saldırıyı sinematik bir şekilde gerçekleştiriyor. Bu özel saldırılar sizin de katılımınızla zincirleme bir hal alıp düşmanı öbür tarafa yollamanızı kolaylaştırıyor.

Aksiyon dışındaki meziyetleri nedir peki bu ekibin? Noctis balık tutarak mutlu olan bir emocan. Balık yakalamak için ilk olarak bir iskele bulmalı, ardından satın alacağınız olta ve kancaları doğru seçmelisiniz. Eğlenceli bir mini oyun bu, bana hafiften Yakuza serisini anımsattı. Ekranda beliren yönlere göre analogları çekmeli ve X tuşuyla da balığı kendinize yaklaştırmalısınız. Ağın gerginliği çok artarsa X tuşunu bırakmanız gerek, yoksa oltanın direnç barı düşüyor ve kırılıyor. Yakaladığınız balıklar envanterinize ekleniyor ve kamp yaptığınızda ahçılık görevini üstlenen Ignis tarafından bir güzel yemeğe dönüşüyorlar.

ffxv-4

Yemek dedik, ahçı dedik, tanışmaya Ignis’le devam etmemiz gerek artık. Savaş alanında çılgın atan Ignis, söz konusu mutfak olduğunda da hünerlerini konuşturuyor. Haritada topladığınız tüm bitki, et ve benzer ürünleri kullanarak özel bir çok yemek yapıyor Ignis. Ekipteki herkesin sevdiği yemekler var ve bunları yediklerinde belli süreliğine ekstra dayanıklılık ve geçici yetenekler kazanıyorlar. Bunları kazanmak için Ignis’e de ihtiyacınız yok bu arada, herhangi bir lokantada yiyeceğiniz yemekler de karakterlerin staminalarını arttırıyor. Ignis sadece doğada yaptığınız kamplarda yemek yapıyor.

Gladio hayatta kalma uzmanımız. Doğada nasıl hayatta kalırız, özel alanlarda nasıl kamp kurarız, bu önemli soruların yanıtı Gladio’da. Prompto ise otun tozun fotoğrafını çekiyor manyak gibi ve konakladığınız, kamp yaptığınız dinlenme bölümlerinde çektiklerini ekrana getiriyor. Oyun içi anlarda rastgele çekilen kareler bazen oldukça etkileyici olabiliyor, doğruya doğru ama genelde ancak akıllı telefon alabilmiş bir ergenin elinden çıkmış gibi duran garip şeyleri de çekebiliyor. Her karakterin sosyal yetenekleri kullanıldıkça gelişiyor ve yeni özellikler kazanıyorlar. O yüzden Noctis ile bol bol balık tutmayı ihmal etmeyin bence.

FFXV’in ana görevleri oldukça keyifli ve farklı tarzları buluşturuyor. Bir görevde çalınan arabanızın peşine düşerken, bir diğerinde gizlice düşman komutanını takip edip yakalamanız gerekiyor. Yan görevler ise ana hikayeyi unutturacak kadar çeşitli ve eğlenceli. Yaratık avları alabilir, deli dolu karakterlerin size verdikleri absürt görevleri gerçekleştirebilir, en önemlisi müthiş eğlenceli zindanları keşfe dalabilirsiniz. FFXV içeriğe boğuyor resmen bizi, bu yaşayan dünyadan çıkamayacağımızı müjdeliyor sürekli. Şikayetçi miyiz peki? Tabii ki hayır.

ffxv-5

Yan görevlere önem vermeniz de gerekiyor çünkü hızlıca seviye atlamak bu görevlere bağlı. Sürekli ana görevleri takip ederseniz seviyeniz düşük kalabilir ve en sıradan düşmanlar bile canınıza ot tıkayabilir kolayca. O yüzden bu devasa dünyanın size sunduklarına kulak verin, usanmadan yan görev yapın.

Seviye ve gelişim sistemlerine de bakalım hızlıca. Rütbe atladıkça, görevleri başarıyla yerine getirdikçe AP puanı kazanıyorsunuz. Ascension isimli yetenek ağacında bu puanları harcayabilirsiniz. Bu oldukça önemli çünkü hem tek tek, hem de takım olarak pek çok yeni yetenek ve özellik kazanıyorsunuz bu sayede. Bu detaylı ağaçtaki ana başlıkları yazmam yeterli olacaktır, isimleri içeriklerini özetleyecek zaten. AP’leri harcayabileceğiniz ana başlıklar şunlar; Büyü, İyileşme, Teknik, Çatışma, Takım Oyunu, Keşif, İstatistik, Kraliyet Silahları ve Bekleme Modu.

Regalia isimli bir arabaya sahibiz oyunda. Tasarımı ile çılgın atan bu araba resmen takımın beşinci üyesi gibi. Her görev noktasına onunla ulaşıyoruz, ister direksiyona biz oturuyoruz, istersek de Ignis kullanıyor ve biz de manzaranın keyfini çıkartıyoruz. Araç kullanımı var diye aklınıza hemen trafik terörüne izin veren GTA gibi açık dünya oyunları gelmesin. FFXV’te Regalia’yı yoldan çıkartma ihtimalimiz yok, otoyoldan asla çıkmıyor araba, sadece yol almasını sağlıyor, park noktalarına aracı çekerek hızlı seyahat noktalarını aktif ediyoruz. Bu arada Regalia’ya benzin almayı, pek bir güzel Cindy sayesinde kişiselleştirmeyi de unutmayın.

FINAL FANTASY XV_20161012110558

FINAL FANTASY XV_20161012110558

İlk başlarda araba ile görevlere ulaşmak uzun ve sıkıcı gelecek ama gidilen her noktada bir park yeri aktif edildiği için bir süre sonra istediğiniz yere hızlı seyahat özelliği ile gidebileceksiniz. O yüzden azıcık sabır diyorum. Regalia dışında da seyahat opsiyonlarımız var bu arada. Final Fantasy evreninin vazgeçilmez hayvanı Chocobo’lara binip araba girmeyen doğada hızlıca yol alabilirsiniz. Doğada koşturmak ve Chocobo’lara binmenin artıları da var, yol aldıkça tecrübe kazanıp seviye atlıyorsunuz. Seviye atlamak demek karakterinizin ve dev bir tavuğa benzeyen Chocobo’nun dayanıklılığının artması anlamına geliyor. O yüzden her yere hızlı seyahat etme tembelliğini ara ara kenara bırakın.

Final Fantasy XV’i kesinlikle Japonca dil seçeneği ile oynayın. İngilizce seslendirmeler hem ruhsuz, hem de zaman zaman hatalı çeviriler var. Japonca ise oyunun ruhuna çok yakışıyor en başta. Dilin abartıları karakterlerle örtüşüyor kolayca. Bu serinin müzikleri hep efsane olmuştur, 15. oyun da bu güzel gidişi bozacak kadar hain değil neyse ki. Ana menü ekranındaki o müthiş tema müziği nedir öyle? Oyunu ilk açtığımda hikayeye meraktan çatladığım halde başlamadım, müzik bitene, başa sarana kadar dinledim, gözlerimi kapattım ve başka diyarlara gittim. Kesinlikle müthiş.

Serinin kemik fanlarından gelen homurtulara bakmayın siz, Final Fantasy XV taş gibi bir oyun. Kusurları var elbette, bunların başında bazı oyun dinamiklerini size net bir şekilde açıklamamasını gösterebilirim ki bu genel olarak Japon yapımcıların sorunu zaten. Onun dışında sizi hunhar ailesi tarafından limon yedirilince ekşiyen yüzü videoya çekilip sosyal medyada paylaşılan gariban bebek moduna sokacak bir sıkıntısı yok bu oyunun. İçerik dopdolu, görsellik şahane, aksiyon da kaya gibi, daha ne olsun? Bu yılın klasiklerinden değil ama uzun zamandır serinin gördüğü en iyi oyun FFXV, seriyi bilmeyen sevmeyenler bile göz atabilir kendisine.

 

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Etiketler:, ,


Tarih:24 Ocak 2017 Yazar:HakanOrkan

“Final Fantasy XV İncelemesi” için 2 yorum yazılmış

  1. dewil215
    25 Ocak 2017, 17:15

    Ellerine sağlık Hakan gene harika bir inceleme olmuş.Sıra tabanlı oyunlarla aram çok kötü.Bu sefer hack’n slash olması benim için çok iyi.Battlefield 1’den fırsat olursa ve indirime girerse kesinlikle alırım 🙂
    Ayrıca teşekkür ederim sen anlarsın:)

    • HakanOrkan
      25 Ocak 2017, 17:24

      Rica ederim dewil215 🙂 Beğendiğine sevindim incelemeyi, oyuna kesin şans ver derim. Battlefield 1 ayrı bir olay tabii, vakit bırakır mı sana, bilemem 🙂

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol

Üyeliğiniz başarıyla gerçekleşti.

Lütfen adresini kontrol ederek üyeliğinizi onaylayınız.
Ad
Soyad
E-posta
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifre tekrar
PST’den haber almak ister misiniz?

Giriş Yap

Kullanıcı Adı veya E-mail :
Şifre :

Şifremi Unuttum

Kullanıcı Adı veya E-mail :