Call of Duty: WWII

Geliştirici:
Yayıncı:
Platform:
Tür:
Yayın Tarihi: 13-10-2017
Call of Duty: WWII İncelemesi
PUANLAMA
8.2
N/A
Puan Ver

Call of Duty: WWII - Puanlama

Oy verebilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.
Giriş yapmak için

Call of Duty: WWII İncelemesi

Call of Duty: WWII İncelemesi

Yeni bir yıl, yeni bir Call of Duty oyunu… 2-3 senedir fena halde ilgimi yitirdiğim, saçma sapan fantezilere dalan CoD serisinin girdiği yönü savunmuştu hep Activision. ”Yenilik iyidir” ve ”Hayranlar da alışsın artık canım” tadındaki söylemlerle geçirdi son yılları Acti, şimdi savunduğu şey tam aksi (kafiyeye, kelime oyunlarına gelin a dostlar).

Ne olduysa artık, bir anda tükürdüğü her iddialı cümleyi yaladı firma ve tekrar 2. Dünya Savaşı’na dönme kararı aldı. Battlefield 1’in arkasına aldığı inanılmaz rüzgar bunda etkili oldu mu, bilinmez ama bu geri dönüşü isteyen oyuncu sayısı inanılmaz fazlaydı zaten. Serinin de hayrına oldu bu R vitesi ve son yıllardaki düşüşü unutturan satış rakamlarıyla çıkışını yaptı CoD: WWII. Bizi ilgilendiren şey ise geri dönüşler değil, oyunun olup olmadığı. İşte buna bakacağız birazdan.

CODWWII-1

İlk olarak hikayesine bakalım oyunun. O meşhur, daha önceki CoD ile diğer FPS’lerde ve sayısız filmde karşımıza çıkan (en sarsıcısı Er Ryan’ı Kurtarmak olsa gerek) Normandiya Çıkarması’nda start alıyor hikayemiz. 1. Piyade Bölüğü’nde yer alan 12 kişilik bir ekibin yaşadıklarına tanık oluyoruz. Er Daniels’ın kontrolü bizde ama ara ara bazı yan karakterleri de yönetiyoruz. Fransa’da başlayan, direnişin sıçradığı Belçika’ya uzanan hikayede drama tonu oldukça yüksek. Son yıllardaki yüksek teknoloji içeren içi boş CoD hikayelerini unutun kısacası. Evet, milliyetçilik sosu hala bu yemeğin tepesini süslüyor ama olabildiğince frene basmış yapımcı Sledgehammer Games. Genç askerlerin sorgusuzca fırlatılan emirleri yaparken nasıl bir hayat mücadelesine düştüklerini görüyoruz. Hikaye modu beklediğimden sert ve etkileyici çıktı açıkçası. Hele Nazi yönetim binasına sızdığınız bir bölüm var ki, epeydir bu tansiyonda bir görev oynamamıştım. Unutmadan; ara videolar da çok etkileyici. Müthiş animasyonlar ve sıkı diyaloglar sayesinde hikayeyi ilgiyle takip edeceksiniz.

Grafik kalitesiyle çıta yükselten olmadı bu seri, en azından son yıllarda. Özellikle büyük rakibi Battlefield bambaşka görsel sularda yüzdü hep, parçalanabilir çevre ve modelleme gibi pek çok teknik başlıkta CoD’a bastı Osmanlı tokadını. Serinin tek artısı 60fps değerini koruması, hızlı ve akan bir oynanabilirlik sunmasıydı. WWII’de değişiyor mu peki bu durum? Cevabım gene net bir hayır olacak ama önceki oyunlara oranla kalite artışı da bariz, özellikle de hikaye modunda. Sıkı ara videoları bir kenara bırakıyorum, oyun içinde de temiz ve keskin grafikler karşılıyor bizi. Modellemeler, animasyonlar ve ince detaylar çok başarılı. Kaplamalar gibi bu serinin kötü çocukları burada oyun bozanı oynayamıyorlar.

Çoklu oyuncu modunda ise gene yokuş aşağı yuvarlanıyor oyun, serinin kötü şöhretli köklerine geri dönüyor. Vasat (zaman zaman ötesi) kaplamalar, 5 yıllık duran animasyonlar multiplayer maçların görüntüsünü bozuyor açıkçası. Ölenler karpuz gibi düşüyor yere (ne demekse), hele bir kan efekti var ki sormayın gitsin. Gerçekçi kan efektleri yerine absürt bir Tarantino filmindeymişçesine domates gibi abartılı kırmızı bir renk askerlerin üstüne oturuveriyor.

CODWWII-2

Tüm bu görsel eksileri toparlama görevi ise bir kez daha fps değerinde. 60 fps sayesinde tüm ilkel görselliği unutturacak şekilde yağ gibi akıyor CoD: WWII. İyi bir sunucudaysanız gerçekten seri, tepkisel bir oyun tecrübesi sizleri bekliyor. Hem müthiş kaplamalar, ışıklandırmalar ve animasyonlar, hem de yağ gibi akan oynanabilirlik birlikte olmuyormuş gibi bir ruh haline sahip bu seri ama bakınız Battlefield 1’e veya sadece hikaye modu sunan Wolfenstein: The New Colossus’a, nasıl da başarıyorlar her başlıkta başarılı olmayı.

CoD hayranlarının ilk baktığı başlık grafikler değil, oynanabilirlik. Burada da öze dönüş yaşandığı için yüzler gülecek şüphesiz. Şunu not düşeyim; öze dönerken yaratıcı ve yenilikçi olmuyor WWII, böyle bir niyeti yok. Aksine sadece eskiyi hatırlatan CoD tecrübesini yakalama peşinde sadece. Bu bir yere kadar olumlu, biraz daha yenilikçi, risk alan bir CoD’a ihtiyaç var hala.

Oyunun kontrolleri sorunsuz, seri nişan alma sayesinde o eski çılgın CoD aksiyonu tüm görkemiyle geri dönüyor. Özellikle multiplayer modunda bu serilik artık bana göre değil açıkçası ama hayranlar için her şey yolunda. Hoşuma gitmeyen şey bu seri kontroller kadar özellikle genç oyuncuların edindiği garip huylar. Sanmıyorum ki 2. Dünya Savaşı’nda askerler çekirge gibi sekerek düşman vursunlar. WWII’de sürekli zıplayan, zıplarken ateş eden garip refleks sahibi oyuncular tecrübeme limon sıkıyor. Bu benim sıkıntım elbette, oyunun eksisi olarak not düşmem doğru olmaz. Battlefield benzeri taktik ve takım oyununa sırtını yaslayan FPS’ler benim tarzıma daha yakın.

CODWWII-4

Hikaye modu bir CoD oyunu milliyetçi sostan ne kadar arınabilirse o kadar arınmış. Hikayemizin drama tonu oldukça yüksek, sinematik ve zaman zaman fena halde tansiyon içeriyor. Ana karakter dışında yan karakterleri kontrol ettiğimiz birkaç bölüm var ve özellikle üsse sızma ve uçak kullandığımız savunma görevleri müthiş. Süre olarak yeterli bana sorarsanız, 6-7 saatte bitiyor hikaye ve sakız gibi uzamıyor. Bu modda karşımıza çıkan bir yenilikten bahsetmem gerek; sağlığınız saklanıp dinlenince toparlamıyor artık. İnsan üstü asker tribinden çıkmanız gerek kısacası. Artık sağlık paketleri konuşuyor ve nadiren bulunan paketler yüzünden zaman zaman epey zorda kalacaksınız. Sağlıktan sorumlu bakan olan ekip arkadaşınızdan da arada bir paket isteyebiliyorsunuz.

Paket isteyince veren arkadaş demişken, ekipteki üyelerin farklı rolleri var ve çatışmalarda işinizi kolaylaştırıyorlar. Düşmanların yerlerini belirleme, uçak bombardımanı çağırmanızı sağlayan sis verme gibi ekstra desteklerle size kol kanat geriyor ekibiniz. Bu arada; sıkı çatışmalar içinde mini kahramanlık hikayeleri de çıkartabilirsiniz. Düşman tarafından öldürülmek üzere olan bir askeri kurtarabilir, yaralı olanı güvenli siperlere taşıyabilirsiniz. Aniden karşınıza çıkan bu kahramanları seri bir şekilde yapmazsanız askeriniz kolayca ölüveriyor, demedi demeyin.

Elbette olay multiplayer modunda ve eskiden beri bu seriyi popüler yapan şeyi korumayı başarmış yapım ekibi. O eski büyüyü son yıllarda kaybetmişti CoD ama WWII ile özüne dönüyor diyebilirim. Yenilik yok ama, onu da söyleyeyim. Multiplayer tecrübesini tazeleştiren orijinal fikirlerle uğraşılmamış, aksine son zamanlardaki karmaşık perk sistemi sadeleştirilmiş. Hiç risk almaması ve sadece eskiyi korumaya çalışmasını belli oranda eleştirebilirim. Kertenkele gazından öteye gitmeyecek serzenişim bittiğinde ise sunulan aksiyondan aldığım keyfi anlatabilirim uzun uzun.

CODWWII-5

Oyun dinamikleri hala hız üzerine kurulu. Eğer 2. Dünya Savaşı atmosferini kusursuz yansıtacak bir oyun bekliyorsanız şimdiden yüzünüzü asın bence. Gerçekçi bir atmosferden çok savaş dönemi temalı bir paintball parkurunda gibi hissediyorsunuz her haritada. Savaşın acı ve sarsıcı tecrübesi yok, her yerden mini Rambo’lar fışkırıyor. Koşarken zıplayarak ateş edenler, bir anda yere uçanlar, daha nice garip oyuncu hareketleri… Bu beklentiye sahip değilseniz zaten sorun yok, soluksuz, hızlı, 6-7 dakikada biten seri maçlar sizi bekliyor ve bu sefer sunucu kalitesi de oldukça sağlam, maçların genelinde bağlantı sorunu yaşamıyorsunuz.

Oyun modlarına gelelim. Team Deathmatch en çok tercih edilen hala, tek hedef düşmanları temizlemek. Daha uzun soluklu ve görev içeren modlar arayanlar ise klasik Domination dışında sinematik görevler içeren yeni War modunu ve haritanın ortasında yer alan topu düşman alanına atarak skor yapmaya çalıştığımız Gridiron modlarında silah sallayabilirler. Gene ünlü oyuncuların yer aldığı Nazies modu ise hala taş gibi sağlam. Co-op oyunculuğun en güzel örneklerinden biri olan Nazies bu sefer daha bir dolu, özellikle hikaye odaklı anlatımı çok başarılı olmuş.

CoD WWII’de sınıflar Division ismi altında toplanıyor. Seçtiğiniz ülke ve birliği size farklı ateş güçleri olarak dönüyor. Perk sistemi de oldukça sade; iki silah taşıyabiliyor ve karakter gelişiminize bağlı olarak açılan eklentileri silahlarınıza ekleyebiliyorsunuz. Killstreak seçenekleri de bu sefer oldukça dengeli geldi bana. Ölseniz bile puan toplayarak Killstreak aktif edebiliyorsunuz ama bunların çoğu skora abartılı bir katkı sağlayacak kadar etkili değil. Maçların dengesini bozmuyor Killstreak’ler, keyif kaçırmıyorlar.

CODWWII-3

Ses efektleri hikaye modunda çok etkili, özellikle ara videolarda gümbür gümbür, patlamaları içinizde hissediyorsunuz (erotizm katıyorum seriye, rahat olun). Seslendirmeler de sıkı çünkü oyuncular sağlam. Nedense multiplayer moduna geldiğimizde aynı oranda çarpıcı bir ses işçiliği gelmiyor kulaklara, bunu da anlamak güç. Battlefield 1 geliyor hemen aklıma, ses efektleri bile bizi savaşın korkutucu göbeğine atıveriyor kolayca. Burada ise çatapat oynuyoruz sanki, zayıf ve etkisiz her şey.

Call of Duty: WWII seriyi diriltmiyor ama eski tatları yakalamayı başarıyor ve oyun dinamiklerini de sadeleştirip Modern Warfare, Black Ops ve World at War sularına geri dönüyor. Yenilikçi mi peki? Kesinlikle değil ve en büyük eksisi de bu. Sırf jetpackleri, duvarda koşmaları bıraktı diye yılın en iyi oyunu ödülünü alacak değil WWII, sadece eli yüzü gayet düzgün bir CoD oyunu kendisi. Uzun süre el oyalayacak güçte ama bir o kadar çabuk da unutulma riskini taşıyor bedeninde. Serinin fanları ihya olacak, şans verenler ise hızla Battlefield 1’e dönecekler.

 

 

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Etiketler:,


Tarih:23 Aralık 2017 Yazar:HakanOrkan

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol

Üyeliğiniz başarıyla gerçekleşti.

Lütfen adresini kontrol ederek üyeliğinizi onaylayınız.
Ad
Soyad
E-posta
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifre tekrar
PST’den haber almak ister misiniz?

Giriş Yap

Kullanıcı Adı veya E-mail :
Şifre :

Şifremi Unuttum

Kullanıcı Adı veya E-mail :