PlayStation Network

Yayıncı:
Platform: , ,
Tür:
Yayın Tarihi: 28-11-2007
2016 Yılının En’leri
PUANLAMA
N/A
N/A

PlayStation Network - Puanlama

Oy verebilmeniz için giriş yapmanız gerekmektedir.
Giriş yapmak için

2016 Yılının En’leri

2016 Yılının En’leri

Oldukça garip, genelde iç karartan ama oyun dünyası adına da renkli geçen bir yılı geride bıraktık.

Ülkece terörden iyice acı çektiğimiz, daha da karamsar bir tabloyu düşünmeye zorlandığımız şu günlerde kaçacak başka dünyalara ihtiyacımız var ve o dünyaları bize sunan oyunların yapımcılarına ne kadar teşekkür etsek az.

2016 yılı birbirinden bomba PlayStation oyunlarına sahne oldu. Uncharted 4 ile bir devri kapattık, sonunda gün yüzü gören The Last Guardian ile sevinçle karışık hüzünler yaşadık, PS VR ile henüz ülkemiz oyuncuları olarak tanışamasak da sınırlarımız dışında kalan faniler bir güzel tattılar bu yepyeni teknolojiyi. Elbette büyük umutlarla beklediğimiz pek çok oyun da patates çıktı 2016’da; Umbrella Corps bir efsane olan Resident Evil serisine hakaret etti, Dino Dini bizi ağlatacak kadar kötü bir diriliş sundu Kick Off ile, Call of Duty: Infinite Warfare o tökezleyen multiplayer moduyla şaşırttı hepimizi.

Haydi gelin, hep birlikte 2016 yılının en iyi ve en kötü oyunlarına bakalım artık. Önce en kötülerle başlayıp güzelleri sona mı saklasak, ne dersiniz? Haydi öyle yapalım o zaman.

 

2016 YILININ HAYAL KIRIKLIKLARI

Call of Duty: Infinite Warfare – Serinin uzun süredir görmediği güzellikte bir hikayeye sahipti oysa ki IW. Oyuncuyu özgür bırakan görev yapısı ve uzayda Jackal isimli uçaklarla girdiğimiz it dalaşları oldukça zevkliydi ancak sıra seriyi inanılmaz popüler yapan multiplayer moduna geldiğinde madalyonun öbür yüzünü gösterdi oyun. Arpa boyu yol almamış multiplayer modu, hantal kontrolleri ve sıkıcı haritaları ile resmen keyifsiz bir tecrübeye dönüşmüştü. Activision, yapımcıların bazılarındaki bu tembelliği ortadan kaldıramazsa serinin sonunu iyi görmüyoruz.

codinfinite-5

Umbrella Corps – Artık ne içtiyse Capcom, kafası güzelken bu projeye onay vermiş olmalı. Aksini düşünmek bile istemiyoruz zaten. İçinde zararsız zombiler bulunduran, asıl amacın online multiplayer olduğu ve oyuncuların birbirilerini zombi tarlasında vurmaya çalıştığı oyun resmen rezillik. Yağlanmış gibi yerde kayarak giden oyuncular, ısırmaktan aciz zombilerle ve vasat görsellikle birleşince tarihin en kötü Resident Evil temalı oyununa dönüştü Umbrella Corps.

Battleborn – MOBA ve FPS türlerini birleştirerek Overwatch ile aynı kulvarda yürüyen Battleborn, ne yazık ki daha yarışın başında pes ediyor. Çizgi film estetiğindeki grafikleri ile dikkat çeken oyun, dengesiz sınıfları ve vasat harita tasarımları ile kolayca unutuldu.

Ghostbusters – İşte yılın en kötü oyunu. Başrole kadınlardan oluşan bir ekip yerleştiren ve orijinal seriye küfür tadında bir hikayeyle ortaya çıkan film yetmezmiş gibi bu oyun karşımıza çıktı. İzometrik kamera açısına sahip bu küçük oyunun neresinden tutsak elimizde kaldı. Kısacık süresi, vasat grafikleri ve sıkıcı oyun dinamiklerine rağmen oldukça yüksek bir fiyattan satılmasını da kabul edemedik, hala küfür sallıyoruz ara ara.

Dino Dini’s Kick Off – Adı gibi dinozor olmuş Dino amca, bir dönemin efsane futbol oyunu Kick Off’u diriltemeyişinden kolayca anladık. Kuş bakışı kamera açısına sahip oyun, eskinin görsel dilini güzelce elden geçirse de, söz konusu oynanabilirlik olduğunda ışık hızında sınıfta kalıyor. Her ne kadar yamalarla oyunu toparlamaya çalıştıysa da, olmadı olduramadı Dino amca.

kickoffrevival-4

7 Days to Die – Hayatta kalma türünün suyu çıkmaya başladı iyice. Erken sürüm sürecine bile ulaşamamış gibi duran oyunların bir şekilde satışa çıkmasından anlayabiliyoruz bunu. 7 Days to Die da kötü örnekler sınıfına dahil. Vasat ötesi grafikleri, türlü sorunla boğuşan hantal oyun dinamikleriyle buluşunca, ortaya gayet çirkin bir oyun çıkıyor. Mantık güzel ama uygulamada ciddi sorunlar var. Uzak durun.

Coffin Dodgers – PlayStation’a özel Coffin Dodgers duyurulduğunda umutlanmıştık açıkçası, Mario Kart benzeri eğlenceli bir kart yarış oyunu geliyor diye düşünmüştük. Üstelik oldukça esprili bir tarzı vardı oyunun, ölümün eşiğindeki yaşlılar ve Azrail yarışıyordu oyunda. Uygulamada tüm bu güzel fikirlerin güme gittiğini görmek üzücüydü.

Homefront: The Revolution – THQ’nun iflasının ardından Crytek tarafından evlat edinilen Homefront markasının ikinci oyunu The Revolution, 2016’nın en büyük hayalkırıklıklarından olabilir. Açık dünyada ele geçirilmiş Amerika gibi müthiş bir fikri ancak bu kadar kötü uygulayabilirdi yapım ekibi. Oyunun karanlık atmosferi gayet sağlamdı oysa ama teknik açıdan o kadar sorunluydu ki, ortada oynanabilecek bir oyun yoktu neredeyse.

No Man’s Sky – 2016’nın en garip hikayelerinden biri işte. Özünde hiç de kötü bir oyun değil No Man’s Sky ancak çıkış öncesi Hello Games tarafından gazlanan özelliklerin pek çoğunun oyunda yer almadığı görülünce tepkiler çığ gibi büyüdü. Hello Games de ortalıktan kayboldu bir anda. Ucu bucağı olmayan bir evren sunuyor cidden bu oyun ama içerik sıkıntısı, boş bir evrende sıkıcı gezegenlerde dolaşmak kısa sürede oyundan uzaklaşmamıza yok açtı. Yoksa aşıladığı keşif duygusu ve sizi atmosfere sokma konusunda gayet başarılı bir oyun No Man’s Sky.

nomanssky-1

Telltale’s Batman – Telltale oyunları hafiften kabak tadı vermeye başladı. Batman için orijinal bir hikaye yazıyor ekip, daha çok Bruce Wayne’nin sıkıntılı geçmişine odaklanıp farklı bir öykü yaratıyor. Buraya kadar her şey güzel. Sıkıntı ekibin artık eskiyen grafik motorunda ve aslında sonuca pek etmeyen tercih sisteminin monotonluğunda yatıyor. Teknik açıdan da fazlasıyla sıkıntılı, diplerde gezinen frame değerleri yüzünden oynanmaz hale geliyor zaman zaman Telltale’s Batman.

Teenage Mutant Ninja Turtles: Mutants In Manhattan – Platinum Games’i anlamak güç. Genelde Bayonetta gibi müthiş gaz aksiyonlar yaratan firma, zaman zaman da TMNT gibi vasatı bile göremeyen işlere imza atıyor. 4-5 saat süreye sahip, başladığı gibi biten, karakter gelişimine yer vermeyen, sıkıcı bir oyun Mutants In Manhattan.

Mirror’s Edge Catalyst – Biz senelerce bekleyelim, adını haykırıp duralım, sen bize böyle bir devam oyunu ver DICE, yakıştı mı yahu? Tamam, açık dünya dinamikleri, parkur temalı kontrolleri ve minimal görselliği hala etkileyici oyunun ama nerede ilkindeki ruh? Hikayeyi hızlıca tüketip unuttuk Catalyst’i açıkçası.

Mighty No. 9 – Mega Man’in yaratıcısı Keiji Inafune, marka haklarına sahip olmadığı için ruhani olarak Mega Man’i takip eden Mighty No. 9 ile bizlere müthiş bir platform oyunu sunacaktı, en azından iddiası oydu. Biz de tecrübeli yapımcıya kandık, yalan yok. Sonuç ise facia resmen. Mega Man’in zeka dolu bölüm tasarımlarını ve boss savaşlarını mumla aradık. Kontroller de sorunluydu ve Inafune üstad bu sorunları gidermeyi başaramadı henüz.

 

2016 YILININ EN İYİLERİ

The Witness – Jonathan Blow denen dengesiz adamın elinden çıkan The Witness eşsiz bir bulmaca oyunuydu. Geniş bir adada bizleri özgür bırakan oyunda beyin patlatan bulmacaları çözmeye çalıştık. Kimi delirdi ve oyunu bir yerden sonra bıraktı (bkz: ben), kimi de sonuna kadar dayandı ve büyük gizemi çözdü (bkz: Sertaç).

firewatch-1

Firewatch – 2016’da bağımsızların kralı Firewatch oldu diyebiliriz. Oyuncuyu içsel bir yolculuğa çıkaran hikayesi ve kendi has görsel diliyle bizleri büyüledi bu küçük oyun. Farklı yapımlara aç ruhları güzelce doyuracak bir oyun Firewatch.

Ratchet and Clank – Sony ile olan sıkı bağını eskisi kadar sağlam tutmuyordu Insomniac son yıllarda, üzüyordu bizi. R&C ile beklenmedik ama müthiş bir geri dönüşe imza attılar neyse ki. Müthiş serinin ilk oyununu özgürce baştan yorumlayan oyun, çılgın aksiyonu, sinematik anlatımı ve ağızları açık bırakan grafikleriyle yılın en iyilerinden birine dönüştü kolayca.

The Last Guardian – O kadar yıl sabırla bekledik ama değdi. Her mideye göre olmayan The Last Guardian, macera tutkunlarını mest edecek güzellikte bir oyun olarak karşımıza çıktı. Kanlı canlı Trico ile bizleri büyüleyen oyunun mekan bulmacaları da tatlı sert zorluktaydı, her şey tadındaydı. Sıkıntılı kamera ve hantal kontroller bile bu oyuna darbe vuramadı ve 2016 yılının en duygusal yolcuğuna dönüştü The Last Guardian.

Uncharted 4: A Thief’s End – Bir seri ancak böyle güzel bitebilirdi. Bize göre 2016’nın en iyi oyunu açık ara Uncharted 4. Nate’in geçmişine, çevresi ile olan ilişkilerine gerçekçi bir bakış fırlatmayı ihmal etmeyen oyun, müthiş hikayesi, soluksuz aksiyonu ve insanı bayıltacak güzellikteki grafikleriyle tam bir başyapıt. Ya o deli dolu multiplayer moduna ne demeli? Saatlerimizi emdi ve emmeye devam ediyor Uncharted 4.

uncharted4-5

Battlefield 1 – Alın size bir saat emici daha. Oyuncular 2. Dünya Savaşı temalı FPS istiyordu, EA de alın size daha da eskisi diyerek Battlefield 1’i piyasaya sürdü. 1. Dünya Savaşı’nda geçen oyunda Çanakkale Geçilmez’i dünyaya öğrettik, İtalya tepelerinde siper aldık. Kısa ve dramatik öykülerden oluşan hikaye modu ise kesinlikle devrimsel. Yılın en iyi FPS oyunu ödülünü Titanfall 2 ve Overwatch ile paylaşıyor Battlefield 1.

Titanfall 2 – Respawn’un müthiş devam oyunu ne yazık ki iyi bir satış grafiği yakalayamadı. Burada suç oyuna ilgi göstermeyen oyuncular kadar sıkışık bir takvimde oyunu çıkartan EA’de. Firma bir eski zaman, bir de gelecek FPS’si ile CoD’u öldürmeyi planlıyordu belli ki ama işler istedikleri gibi gitmedi. Ne yapın edin, hem müthiş hikaye modu, hem de taş gibi sağlam multiplayer moduyla eşsiz saatler vaat eden bu oyunu arşivinize katın.

Overwatch – Çoğu yerde yılın oyunu ilan edilen Overwatch için aynı şeyi düşünmüyoruz açıkçası. Bunun başlıca sebebi oyunun bir hikaye moduna sahip olmaması ve geçmişi sağlam bir evren yaratamayışı. Onun dışında müthiş renkli karakterlere sahip, MOBA ile FPS’yi güzelce buluşturan, maçlarının inanılmaz çekişmeli geçtiği bir güzellik Overwatch.

Final Fantasy XV – Bazı kemik fanları kızdırdı FFXV, bize sorarsanız serinin kendini tekrar eden oyun dinamiklerini değiştirme gibi bir risk alarak ve açık dünya sunarak harika bir işe imza attı. Renkli ama tehlikeli dünyası, neo retro tasarımları, Stand By Me (giriş şarkısı da bu göndermeyi resmiyete döküyor) temalı hikayesi ve öğrenmesi kolay ama ustalaşması zor aksiyonu ile saatlerimizi esir aldı FFXV. Unutmadan; nasıl müzikler onlar öyle? Aklımıza kazındı o müthiş melodiler, çıkmak bilmiyor.

inside-4

Inside – Firewatch ile birlikte 2016’nın en iyi bağımsız oyunu bizce Inside. Limbo ile bizleri sarsan Playdead’in yeni harikası da sıkı bir toplum taşlaması aslında. Bu kadar kuvvetli bir alt metnin böylesine ufak bir oyunda vücut bulması inanılmaz. Görsel diliyle de dikkat çeken oyunun bulmacaları çok zorlamasa da gayet keyifli.

Dishonored 2 – Temiz, eli yüzü düzgün bir devam oyunu işte. Bu sefer Corvo dışında Emily de kontrol edebiliyor ki bu da beraberinde yepyeni oyun dinamiklerini getiriyor. Görsel dil aynı, atmosfer hala sağlam, oynanabilirlik derin ve keyifli. Devrimsel yenilikler yok Dishonored 2’de ancak eldeki malzemeyi öylesine güzel kullanıyor ki Arkane Studios, söylenmemize fırsat tanımıyor.

Dark Souls III – Oyuncudan şırıngayla kalan Dark Souls serisi hemşirelikten sıkılmayacak belli ki. 3. oyun serinin namını koruyacak kadar zor, saç baş yolduran bir güzel. O tam olarak açıklanamayan büyüyü koruyor Dark Souls III. Seri adına Amerika’yı yeniden keşfetmiyor ama temel hala taş gibi sağlam.

Rise of the Tomb Raider – Genç Lara’nın ikinci macerası ilkini bile gölgede bırakacak güzellikte. XBOX One versiyonundan bir yıl rötarla gelen ama daha dolu bir içerik sunan PS4 versiyonunda PS VR’a özel bir oyun modu bile bulunuyor. Lara’nın kaşiflik yeteneklerine daha fazla odaklanan oyun modern bir klasik bize sorarsanız.

riseofthetombraider4

DOOM – Biz de dahil kimse FPS türünü yaratan DOOM’un böylesine güçlü döneceğini beklemiyordu. Aşırı hızlı multiplayer moduna hala alışamadık ama çılgın hikaye modu ile yılın en iyilerinden olmayı başardı DOOM. Ocak ayı indirimindeki oyunu kaçırmayın.

PES 2017 – PES serisi son bir kaç senedir kıpırdanıyor ama üzerindeki ölü toprağını da bir türlü atamıyor. PES 2017 ise serinin uzun zamandır yapamadığı sıçramayı gerçekleştiriyor. Tepkisel kontrolleri ve eğlenceli oynanabilirliği ile FIFA serisine bu sefer kafa tutuyor.

FIFA 17 – EA Sports’un müthiş serisi son 1-2 yıldır yerinde sayıyordu. Bu sene silkelendi FIFA ve özellikle Journey isimli hikaye modu ile farklılık yaratmayı başardı. Online özelliği ve FUT moduyla da hala kral benim diyor FIFA 17.

Street Fighter V – Sıkıntılı bir çıkış yaptı SFV, içerik fakiriydi ve önceden vaat edilen modların çoğu oyunun çıkışından çok sonra yayınlandı. Az içerikle geldiği için çok kızdık ama türe imzasını atan o müthiş oyun dinamikleri ve gittikçe zenginleşen içeriği ile affettik SFV’i.

Watch Dogs 2 – Adı yalancı çobana çıkan Ubisoft’un istediğinde ne kadar güzel işler çıkarabildiğinin kanıtı Watch Dogs 2. İlk oyun ortalamanın üzerindeydi ama verilen sözlerin çoğunu da yerine getiremiyordu. Devam oyunu ise kendini o kadar da ciddiye almıyor, daha renkli bir dünya ve karakterler sunuyor, hacker hikayesi üzerinden sistem eleştiri yapmayı da ihmal etmiyor.

watchdogs2-1

Hitman – IO Interactive’in klasik serisi müthiş bir geri dönüş yaptı 2016’da. Episodik olarak yayınlanan yeni Hitman, her bölümde bizi başka ülkelere götürdü. Serinin özüne de oldukça yakın durdu, bölümleri iyice analiz etmek zorunda olduğumuz zorlayıcı oynanabilirlik inanılmaz keyifliydi. Bu şekilde devam ederse, bizlere müthiş maceralar sunmaya devam edecek belli ki kel ajanımız.

Gelelim bizim favorimize. 2016 bomba gibi oyunlarla doluydu, bizim favorimiz ise pek de şaşılmayacak şekilde Uncharted 4: A Thief’s End oldu. Nathan’ın son macerası dramatik tonu ve karakterlerin derinliği ile bizleri büyüledi. Aksiyon ile gizliliği, hafiften genişleyen haritaları ile mekan bulmacalarını mükemmel dengeleyen yapısı, sinematik anlatımı ve tarifsiz grafikleri ile ağzımızı da bir güzel açık bıraktı. Multiplayer modu ise aylardır elimizi oyalamaya devam ediyor.

Evet, 2016 geride ama yukarıda saydığımız oyunları tecrübe etme şansınızı elbette kaybetmediniz. 2017’nin güzelleri bir bir düşmeden kabarık listeyi eritmeye bakın. Huzurlu, barış ve tabii ki oyun dolu bir 2017 diliyoruz hepinize.

 

 

 

 

Paylaş:

  • Facebook
  • Twitter
  • Delicious
  • LinkedIn
  • StumbleUpon
  • Add to favorites
  • Email
  • RSS

Etiketler:


Tarih:17 Ocak 2017 Yazar:HakanOrkan

Yorum yaz

Yorum yazabilmek için yapmanız gerekmektedir.

Üye Ol

Üyeliğiniz başarıyla gerçekleşti.

Lütfen adresini kontrol ederek üyeliğinizi onaylayınız.
Ad
Soyad
E-posta
Kullanıcı Adı
Şifre
Şifre tekrar
PST’den haber almak ister misiniz?

Giriş Yap

Kullanıcı Adı veya E-mail :
Şifre :

Şifremi Unuttum

Kullanıcı Adı veya E-mail :