Yazar: tool | Kategori: İNCELEME | Tarih: 20 Şubat 2012, 08:51
PS3′ü ilk kez dördüncü oyunla ziyaret eden SoulCalibur serisi, aradan geçen uzun bir sürenin ardından tekrar sahne alıyor.
SoulCalibur serisinin her zaman farklı bir noktada durduğunu, rakiplerinden ayrı bir kulvar yarattığını söyleyip durduk. Street Fighter, The Kings of Fighters ve Tekken gibi isimler tekme yumruk kombolarına odaklanırken, SoulCalibur keskin silahları merkezine almış bir seri. Kılıçların, mızrakların ve hançerlerin başrolde olduğu serinin beşinci oyununu uzun süredir merakla bekliyorduk. Yapım ekibinin seriyi fena halde tazeleyeceklerine dair sayısız iddiaları ile heyecan katsayımız da ciddi şekilde artmıştı. Sonunda uzun bekleyiş sona erdi ve eski zamanların görkemli kılıç savaşlarına yeniden dahil oluyoruz.
SUNUM:
Oyunumuz devasa ön yükleme talep etmeden güzelce start alıyor. Akıcı animasyonların dikkat çektiği videonun ardından zengin bir sunuma sahip olan ana menü karşılıyor bizleri. Dördüncü oyunun aksine hikayenin geçtiği Orta Çağ ruhunu çok daha iyi yansıtan, renkli ve canlı bir menü bu. Elle çizilmiş ve boyanmış gibi duran karakterler, kart oyunlarını anımsatan seçim menüsü ve gözleri yormayan menü tasarımı ile burada işlerin yolunda olduğunu görüyoruz.
Fonda her zamanki gibi ilginç Japon malı enstrümantal parçalar dönüyor. Buna çoktan alışmış olmamız gerekiyor, değil mi? Başka yerde duysak kulağımızı tıkayacağımız bu ucuz şarkıların Japon oyunlarına bir şekilde yakıştığını farketmek ise bizi hala içinden çıkılmaz bir denkleme itiyor. Seçeneklere baktığımızda SoulCalibur V’ın epey bir süre elimizi oyalayacak numaralara sahip olduğunu da görüyoruz. Hikaye modu, hızlı maçlar ve online arena dövüş fanatiklerini fazlasıyla memnun edecektir.
ÖYKÜ:
Doğruya doğru, eşsiz hikaye moduyla dövüş türünün çıtasını başka bir noktaya çekti Mortal Kombat. Rakipleri ise aynı kalitede bir hikaye sunma gayretinde değiller ilginç bir şekilde. SoulCalibur V tam da bu noktaya devreye girip Mortal Kombat’a kafa tutacakmış gibi yapıyor ancak rekabetin zorluğunu anlamış olacak ki tam aksi yöne yan çizip kaçıyor. Öykü anlatımı konusunda ciddi şekilde tökezleyen bir oyun tutuyoruz elimizde (gerçi bu şekilde tutarak oyunu oynamak mümkün değil ya, neyse). Kara kalem çizimlerden oluşan ara videolar tek kelimeyle can sıkıcı ve daha da kötüsü, hikayeyi etkili bir şekilde anlatmaktan yoksunlar. İlla izleyeceğim diyorsanız bol bol kahve için ve uyanık kalın, benden söylemesi. Oysa ki hiç de fena start almıyor hikaye, dinamik ara videolarla ne de güzel anlatılabilirmiş.
Öykümüze bakalım kısaca. Dördüncü oyunun sonlandığı tarihten 17 yıl sonrasına ışınlanıyoruz. Dünyaya kan kusturan şeytani Soul Edge kılıcının bulaştırdığı enfeksiyona maruz kalan Sophitia’nın abisini, yani Patroklos’u yönetiyoruz. Patroklos kız kardeşinin iyileşmesi için çetin bir yola çıkıyor ve yolculuğunda sayısız kötülükle karşı karşıya geliyor. Evet, hikayemiz bundan ibaret. Güzel bir şekilde yola çıkan öykü bir yerden sonra hiç gelişmiyor ve seri dövüşlerin ortasında buluyoruz kendimizi.
GÖRSELLİK:
SoulCalibur serisinin görsel kalitesi her daim üst seviyelerde gezinmiştir, beşinci oyun da bu kuralı bozmuyor diyebiliriz. Akıcı animasyonlar, dinamik mekan tasarımları ve 60 fps özelliği ile tek kelimeyle göz alıyor SoulCalibur V. Eski dostların yeni yorumları gayet hoş. Geçmişleri iyi çizilmiş karakterlerin tasarım konusunda da özenli bir işçiliğe sahip olduğunu görüyoruz. Tek bir şikayetim var, o da Voldo. Elleri bıçaklı bu sapık karakterin mahallenin delisi tribine girmesi inceden rahatsız ediyor beni. Sanki her an pis bir el şakası yapacakmış gibi, çingene düğününde dans edenleri utandıracak bel hareketleriyle dolanıyor ringde. Tam dayaklık, bir türlü düzelmedi Voldo.
Rakiplerine oranla daha dingin bir oyun tarzına sahip olan SoulCalibur V, bu ağırlıktan yararlanıp detaylara odaklanmamızı sağlıyor. Karakterlerin her hareketini rahatlıkla seçebiliyoruz, dövüş esnasında ufaktan da olsa parçalanan kıyafetlerini gözlemleyebiliyoruz. İşçiliğe odaklanmamızı sağlıyor oyun kısacası ve hoş detayların gözden kaçmasını engelliyor.
Mekan tasarımları gayet başarılı ancak çok da akılda kalıcı olduklarını söyleyemeyiz. Alevler içindeki savaş alanlarından gemilere, yeşilin hüküm sürdüğü ormana gizlenmiş tapınaklardan büyülü şatolara kadar pek çok farklı mekanda dövüşebiliyoruz. Arka planlar asla Street Fighter IV’teki kadar zengin ve detaylı değil ancak dövüşlerin ruhuyla gayet uyum içinde. Üstelik sağa sola hareket edip iki boyuttan kurtulabildiğimiz için mekanların farklı boyutlarını da görme şansına sahibiz.
Seride ufak bir yenilik daha var, unutmadan not alalım. SoulCalibur serisinde rakibinizi ring dışına fırlatıp maçı hemen bitirme şansına sahipsiniz bildiğiniz üzere. Beşinci oyunda hemen sevinip sırıtanları şoke etmek istiyor yapımcı Project Soul ve bazı ringlerde maçın devam etmesini sağlıyor. Rakibinizi aşağı fırlattığınızda siz de birden düşüyor ve dövüşe arenanın başka bir bölümünde devam ediyorsunuz. Aldım dövüşü deyip DualShock’ınızı elden bırakmayın, bizden söylemesi. Bu özelliğin her ringde yer almadığını da tekrar hatırlatalım.
60 fps özelliğinin dövüşlere getirdiği akıcılık inanılmaz. Seri komboların birlikte halay çekmeye başladığı anlarda bile bu özelliğinden ödün vermiyor SoulCalibur V. Teknik açıdan ciddi şekilde sorunsuz bir oyun duruyor elimizde ancak bazı eksikleri de yok değil. Karakter kaplamaları çok başarılı ancak aynı şeyleri mekanlar için her zaman söyleyemiyoruz. Özellikle bitirici hareket tekrarlarında yakın plana gelen kamera bazı kusurları ansızın ortaya çıkarıyor. Düşmanımızı yere çaldığımızda yalandan hasar alan zeminden fırlayan komik kaya görüntüleri ise keşke hiç olmasaymış.
Işıklandırmalar müthiş. Ringlerin canlı renk paletlerini kusursuz bir şekilde aydınlatıyor oyun, dövüşlere kendi kimliğini kazandırıyor. Kılıç gibi yakın dövüş silahlarının, yani metalin başrolde olduğu oyunda silahların buluştuğu anlarda fışkıran kıvılcım veya benzeri ufak ışık oyunları da görmeye değer.
Zayıf hikaye modundan yukarıda bahsetmiştik. Anlatım rolünü üstlenen o vasat çizimlere bir kez daha tokat atmak istiyoruz izninizle. 2-3 saat sürecek kısa bir hikayeniz var, bunu da adam gibi aksiyonu bol CGI videolarla anlatsanıza yahu Project Soul?! Eski bir parşömene çizilmiş basit taslaklardan oluşan ara videolara ne kadar katlanacağımızı mı test ediyorsunuz yoksa? Kimbilir, belki de yeni keşfedilmiş bir Çin işkencesinin kobayları olduk hepimiz. Zaten hikaye de yola çıkarken yanında getirdiği tempoyu yarım saate unutuyor ve gayet güzel başlayan hikaye modu bir anda oyunun en zayıf halkasına dönüşüyor. Bunun en büyük sorumlularından biri de özensiz çizimlerle bezeli anlatım.
OYNANABİLİRLİK:
Daha önce de dediğimiz gibi, silah odaklı dövüş dinamikleriyle rakiplerinden keskin çizgilerle ayrılıyor SoulCalibur. Kendi kimliğini her yeni oyunla geliştirmesini, yeni tuğlalar eklemesini bekliyoruz haliyle. Ancak SoulCalibur V bizi biraz üzüyor bu konuda. Birkaç sağlam yenilik dışında dördüncü oyunu gayet anımsatıyor. Zaten yeterince güçlü olan oyun dinamiklerine bakıp bunu büyük bir olumsuzluk olarak görmek imkansız ancak daha yenilikçi adımlar atılmasını da beklerdik açıkçası.
SoulCalibur V’in en önemli özelliği taktiğe ağırlık vermesi. X tuşuna basılı tutarak yapacağınız standart bloklar veya düşmanı avcı iken av durumuna düşüren özel Guard Impact özelliği sayesinde 15 saniyede bitecek aşırı hızlı dövüşler gerçekleşmiyor bu oyunda. Rakibi tartıyor, bir sonraki hamlesini kestirip ufak taktiklerle avantajlı duruma geçmeye çalışıyorsunuz. Redbull kazanına düşmüş gibi çılgınca tuşlara basmadan, durumumuzu değerlendirerek ve öldürücü hamle için en doğru zamanı bekleyerek dövüşüyoruz. 3 raunttan oluşan uzun soluklu dövüşlerin tadı gerçekten farklı. Kontrolün tamamen sizde olduğunu ve karakteri doğru tanıyıp kombolarını ezberlediğinizde karşınızda kimsenin duramayacağını hissettiriyor SoulCalibur V.
Oyunumuzda bazı sağlam yeniliklerin olduğundan bahsetmiştik. Gelin bunlardan bahsedelim. Bu yeniliklerin çoğu yeni savunma ve saldırı teknikleri olarak hayat buluyor. Serinin önceki oyunlarında yer alan Soul Gauge ve Critical Finish özelliklerinin kaldırıldığını hemen belirtelim. Bunların yerini alan yeni özellikler ise dövüşleri daha renkli hale getiriyor. İlk olarak Critical Edge’e bakalım. Dövüş esnasında verdiğiniz ve aldığınız hasarlar ekranın tepesindeki barı dolduruyor. Üç saldırı tuşuna sırayla basıp özel saldırılar gerçekleştiriyor ve rakibinize sağlam hasarlar verebiliyorsunuz ancak bu saldırılar asla tek başına maç kazandıracak güçte değil. Kısacası dövüşlerin daha adil geçmesini sağlamak adına oyuna dahil edilmiş bir yenilik bu. Critical Edge saldırıları barınızın tamamını kullanıyor.
Sayfalar: Sayfa 1 Sayfa 2


















Tarih: Şubat 22nd, 2012 19:13
İnceleme için teşekkürler. Ivy’nin kıyafetine sansür gelmiş. :) Antreman modu var mı? Bir de söylediğiniz özel hareketler Street Fighter’daki super ultra gibi mi?
Tarih: Şubat 22nd, 2012 19:33
Sansüre alışkın bir toplumuz, Ivy kusurumuza bakmasın :) Antrenman modu var ancak hareket ve komboları derinlemesine öğreten bir mod değil. Seriyi iyi bilenlerin biraz ter atıp unuttuklarını hatırlaması için yapılmış sanki. Daha derin bir Training modunun yokluğu hissediliyor kısacası. Özel hareketler Street Fighter’daki kadar maça etki edecek güçte değil, daha çok ufak avantajlar elde etmeni sağlıyorlar Mert.