Yazar: tool | Kategori: İNCELEME | Tarih: 01 Temmuz 2010, 14:40
Uzun bir süredir takip ettiğimiz ve sonunda raflardaki yerini alan Naughty Bear’ın yapımcı koltuğunda Artificial Mind & Movement (A2M) oturuyor.
Firmanın geliştirdiği oyunlara bakınca tedirgin olmadık değil. İnanılmaz kötü bir Indiana Jones oyunu olan Staff of the Kings, Wet ve Wii için geliştirilen Iron Man’in arkasındaki A2M, genelde DS ve PSP gibi el konsolları için oyun geliştiriyor. 60′ların Grindhouse sinemasına özenen Wet isimli orta karar aksiyon ile ilk kez PS3 sahnesine ayak basan firma, Naughty Bear ile şansını ikinci kez deniyor.
Naughty Bear oldukça ilginç bir çıkış noktasına sahip aslında. Dışlanan ve bu yüzden delirip cinayet işlemeye başlayan peluş bir ayıyı konu alıyor. Oyunun tanıtımı için sunulan ve sinema tarihinin kült korku filmlerine göndermelerle dolu videolarla dikkatimizi kolayca çekmeyi başardı Naughty Bear. Gülme garantili bu videolar sayesinde beklentilerimiz de oldukça yükseldi elbette. Bakalım yükseklerde seyreden beklentilerimiz haklı mı çıkacak yoksa büyük bir hızla yere mi çakılacak?
SUNUM:
Oyunumuz devasa ön yükleme istemiyor bizlerden. Kolayca ana menüye ulaşıyoruz ve oldukça renkli bir tasarım karşımıza çıkıyor. Kolay ve anlaşılır bir tasarıma sahip menüde az sayıda seçenek yer alıyor. Fonda ise çizgi filmlerden fırlamış neşeli bir parçalar dönüyor.
Naughty Bear değişik bir tarza sahip, bunu da başarıyla sunabiliyor. Çocukların dünyasına ait peluş ayıların katil olduğu kaç tane oyun sayabilir ki sonuçta? Daha fikir aşamasında tezatlarla dolu bir komediye sahip oyun, bunu oyuncuya aktarmayı da başarıyor.
ÖYKÜ:
Oyunumuzun hikayesi oldukça absürd. Naughty Bear (ayımızın ismi bu) Perfection Island isimli mutlu adanın en haylaz ayısıdır. Mutlu ve neşeli bir hayat süren ada sakinlerine sürekli pis şakalar yapmakta ve bu yüzden pek sevilmemektedir.
Adanın popüler isimlerinden olan Daddles kendisi için doğumgünü partisi düzenlemektedir ve tüm ada halkı bu büyük partiye davetlidir. Ancak yaptığı pis şakalar ve çıkardığı sorunlar yüzünden sevilmeyen Naughty Bear partiye davet edilmez. Adada bu eğlenceli partiye gidemeyecek tek ayı olan Naughty haliyle oldukça üzülür. Yaptıklarından utanıp iyi davranmaya çalışan ayımız, Daddles ile dost olabilmek için elleriyle bir hediye bile hazırlar. Elinde hediyesi ile ilerlerken iki tane ayının alaycı kahkahalarına maruz kalıp utanan Naughty, hışımla evinin yolunu tutar. Artık yapmak istediği tek bir şey vardır; ada sakinlerinin içindeki pamukları söküp almak! (istenen şiddetli etkiyi yaratamadık, değil mi?).
Oyunun çıkış noktası oldukça komik. Bir partiye gidemediği için cinnet geçirip çılgın bir katile dönüşen peluş bir ayıdan söz ediyoruz burada. Ancak oyun bu komik girişi oyunun geri kalanına yediremiyor. Hikaye asla gelişmiyor ve sizi saracak derinliğe erişemiyor. Böylece daha en başından büyük bir sorun ile yola çıkıyor Naughty Bear.
GRAFİKLER:
Naughty Bear piyasanın en kaliteli grafiklerini sunma iddiasında olan bir oyun değil ancak bu kadar özensiz bir işçiliği de kimse aklayamaz. Hakkını yemeyelim, grafikleri sayesinde bizleri PSOne günlerine döndürüp nostalji hissini aşılamayı başardı Naughty Bear (aşağılamanın böylesi).
Karakter tasarımları oldukça şirin ancak orijinal değil. Sonuçta bildiğimiz yılların Teddy Bear’ını model almışlar. Kahramanımız Naughty agresif bakışlarıyla en aykırı ayıyı temsil ediyor. Yüzündeki yarası ve çatık kaşları ile diğer ayılardan kolayca ayrılabiliyor. Ada sakinlerinde de farklı görüntüye sahip ayılara rastlamak mümkün. Farklı renklerde ayılar, SWAT ekibine dahil ayılar, zombileri andıran ayılar, ayılar, ayılar…. Her yer ayı bu oyunda.
Tasarımda çeşitlilik elbette önemli ancak animasyonlarda ve detaylarda aynı özene rastlayamıyoruz. Öncelikle ayıların tüylerini bile gerçekçi bir şekilde resmedememiş A2M. Sanki bir kıyafetmiş gibi duruyor. Beden animasyonları akıcı değil, saçma keskinlikte hareketler sergiliyor ayılar.
Mekanlar oyunun en özensiz işçiliğine ev sahipliği yapıyor. Kısıtlı bir harita ve detaysız grafikler büyük darbe vuruyor oyuna. Evler dümdüz ve kutu gibi, ağaçlar en fazla dişle soyulmuş salatalık kadar kaliteli. Renk paletine lafımız yok, gayet canlı ve cıvıl cıvıl bir dünya resmetmek için canla başla uğraşıyor renkler. Ancak tekdüze mekan tasarımlarını kurtarmaya güçleri yetmiyor ne yazık ki. Oyunda yer alan haritaların çoğu birbirine benziyor. Bölümleri geçtikçe yanılıp ”Acaba bir önceki bölüme mi başladım yanlışlıkla?” diyebilirsiniz kendi kendinize.
Kaplamalar yok. Evet, oyunu kaplamayı unutmuşlar sevgili okurlar. Şaka bir yana, son zamanlarda gördüğüm en özensiz kaplamalar bu oyunda. Naughty Bear görsel tasarım olarak sırtını çizgi film tarzına yaslıyor ancak bu kaplamaların kötülüğünü affettirecek bir özellik değil. Binaların dış cephelerinde, zeminde, objelerde, kısacası oyundaki her karede kaplamalar gözden kaçmayacak kadar özensiz. Bu da bir oyunu güzel gösteren parlaklığın ve cilanın oyundan çekilip alınması anlamına geliyor.
Dinamik ışıklandırmada da sınıfta kalıyor Naughty Bear. Perfection Adası’na hayat veren güneş yerinde duruyor ancak hayatı renklendiren ışıklarına rastlamak mümkün değil. Sanki bir kutunun içindeki minik oyuncaklarla oynuyor gibi hissediyorsunuz kendinizi. Bu adaya can verecek ışık oyunları yok, kısacası hayat yok.
















Tarih: Temmuz 11th, 2010 17:59
oyunu almayı düşünüyordum videolarına aldanıp. iyi ki yazını gördüm tool.