Yazar: tool | Kategori: İNCELEME | Tarih: 28 Haziran 2010, 15:38
Klasik çizim tekniğiyle hayata geçirilmiş çizgi filmleri demode hale getirmekle suçlanabilecek bir isim verin deseler, hemen Pixar ismi çıkar ağzımızda.
Bunu kötü anlamda söylemiyoruz elbette. Bilgisayar animasyonlarına hayat veren, henüz 80′li yıllarda gelecekten gelmişçesine güzel gözüken filmler yaratan Pixar, bugün sektörün en büyük ismi. Yarattıkları her animasyon ile ”Bu adamlar ne zaman kötü bir çizgi film yapacak?” sorusunu sorduran bu yetenek küpü firmanın ilk büyük işi ise Toy Story idi.
Çocukluğumuzda hunharca oynayıp bir köşeye attığımız oyuncaklara can vermişler, tüm klişeleri ters yüz edip pencerenin diğer köşesinden insanoğluna bakmışlardı. Andy isimli kovboyu ve Buzz Lightyear isimli bir uzay kahramanını hikayesinin eksenine oturtan Toy Story doğal olarak büyük bir hit oldu. Devam yapımı da kaçınılmazdı ve Pixar ilkini gölgede bırakacak kalitede bir filmle geri döndü. Aradan çok uzun bir süre geçti ve Toy Story fanatikleri haklı olarak üçüncü yapımı istemeye başladılar. Pixar da beklentilerin çığ büyüdüğünü gördü ve üçüncü filme yeşil ışık yaktı. Toy Story 3 sonunda karşımıza çıkıyor, üstelik 3 boyutlu olarak. Henüz filmi izleyemedik ancak yurtdışından gelen bilgilere bakılırsa hem Pixar’ın, hem de animasyon tarihinin en iyi filmiyle karşı karşıyayız. Elbette her animasyonun bir tane de oyunu geliştiriliyor eş zamanlı olarak. Önceki Toy Story oyunları ortalamayı zor geçecek yapımlardı ancak yapımcı Avalanche Software bu kez oldukça iddialı. Eh, bize de iddiaların geçerli olup olmadığına bakmak kalıyor.
SUNUM:
Toy Story 3′ nin ana menüsüne ulaşmadan hemen önce çok renkli bir tasarım bekliyorduk ancak yanıldık. Fazlasıyla sade bir menü karşıladı bizleri. Oyunun isminin fonu süslediği ana menüde sadece iki seçenek çıkıyor karşımıza;
- New Game / Load Game: Oyunun hikaye moduna buradan ulaşıyoruz.
- Toy Box: Bölüm yaratma modu. Detaylarına daha sonra ineceğiz.
Fonda kahramanlarımızın koşturduğu interaktif bir menü tasarımı bekliyorduk açıkçası. Ancak sunum konusunda sınıfta kalıyor Avalanche, ”Nasılsa hedef kitlemiz çocuk, detayları yediririz” diye düşünmüş olabilirler ancak bizi hesaba katmamışlar.
ÖYKÜ:
Hikayemiz ikinci filmin bittiği yerden başlıyor ancak Toy Story 3′ün ana hikayesine üstün körü değiniyor. Bunda amaç filmi henüz izlemeyen oyuncular için sürprizleri bozmamak olmalı. Oyunun öyküsü 3. filmin hikayesine kısa bakışlar atmaktan ibaret. Filmde yer alan ana sahneleri canlandırdığımız, birbirinden kopuk görevlerden oluşan öyküyü asla bir bütünlük içerisinde değil. Sonuçta hedef kitlesi ufak oyuncular olan bir oyun için çok da eleştirilecek bir durum değil bu.
Gene de hikayenin ana hatlarına değinelim, değil mi? Andy artık 17 yaşında genç bir delikanlıdır ve koleje gitmek üzere evi terkedecektir. Oyuncaklarla oynayacak yaşı çoktan geçen Andy, yanında ilk gözağrısı Woody’i götürmek ister. Diğer oyuncakları ise bir pakete koyar. Annesi ise Andy’nin artık bu oyuncakları istemediğini düşünüp çöpe atar. Elbette bu çöpe atılma olayı ufak oyuncaklar için aşılması çok zor bir macera anlamına gelmektedir. Woody’e düşen görev ise, çöpe ve hatta ölüme gönderilen arkadaşlarını kurtarmaktır. Oyunumuz bu hikayenin belli anlarını seçip oynatıyor bizlere ve olay örgüsünden söz etmek yukarıda da belirttiğimiz gibi pek mümkün değil.
GRAFİKLER:
Genelde animasyon filmlerden (ve hatta sinema filmlerinden) uyarlanan oyunlar grafik konusunda pek iyi sonuç vermezler. Toy Story 3 ise genelin dışında kalmayı başarıyor. Bunda en önemli etken elbette karakterler. Hala ilk günkü kadar sevdiğimiz Toy Story karakterleri başarıyla aktarılmış oyuna. Andy’nin zıplarken kolunun bacağının kopacakmış gibi salınması, Buzz’ın nişan alırken lazerli kolunu tutup omuzlarını artistik bir şekilde aşağı çekmesi gibi karakteristik detaylar filmlerden oyuna birebir taşınmış. Bu da görsel olarak oldukça güzel gözüküyor ve eski dostların kusursuz bir şekilde karşımızda olduklarına ikna oluyoruz.
Oyunda yer alan tanıdık kahramanlara ek olarak düşman tasarımları ve Toy Box modunda karşımıza çıkan Lego tadındaki karakterler de gayet eğlenceli ve renkli. Oyunda çok fazla düşman yer almıyor, genelde mekan bulmacalarıyla süslenmiş platform öğeleri yer alıyor. Ancak nadiren de olsa karşılaştığımız düşmanların bizi güldürdüğünü belirtelim, özellikle de dev Muffin’ler. Toy Box modunu aşağıda detaylı bir şekilde açacağız ancak bu modda yer alan karakterlerden de kısaca bahsedelim. Haritaların sakinleri şeklinde karşımıza çıkan ve kutu şeklinde karakterler oldukça komik. İşin güzel tarafı berber ve terzi gibi dükkanlar sayesinde bu karakterleri kişiselleştirebiliyor, daha da komik bir görüntüye kavuşmalarını sağlayabiliyoruz.
Hikaye modunda ilerlerken birbirinden çok farklı mekanlarla karşılaşıyoruz, oyunun en büyük artılarından biri bu. Giriş bölümünde hareket halindeki bir trende Woody ile koştururken (ister istemez Uncharted 2′yi andık bu bölümde, affedin bizi), bir diğer bölümde mezarlarla dolu bir şatonun bahçesinde ilerliyoruz. Mekanlardaki çeşitlilik yeterli ve tasarım konusunda da oldukça kaliteli bir iş çıkarmış Avalanche. Özellikle oyuncakların cirit attığı renkli mekanlar göz alıyor ve ekrana kilitlenmenizi sağlıyor. Bir Pixar animasyonu izliyormuş havası uyandıran mekanlar çok hoş.
















Tarih: Ağustos 8th, 2011 18:12
ps move ben de var güncellemeyi de yaptım acaba ps move ile oynayabileceğim bölümler var mı? varsa hangi bölümler acaba öğrenebilir miyim?
Tarih: Ağustos 9th, 2011 09:19
Kopur selam, oyunun içinde Move ile oynanacak bölümler yok, ilerleyen günlerde Move destekli mii oyunların eklenti olarak yayımlanacağı duyurulmuştu.