Yazar: tool | Kategori: İNCELEME | Tarih: 04 Haziran 2010, 10:51
Disney Interactive’in oyun dünyasında adından söz ettirmesini sağlayan bir off-road yarışı oyunuydu Pure. Beklemediğimiz bir anda çıkıp kalbimizi çalan bu ”çamurlu” oyun, Motorstorm’un umarsız arcade havasına da sahipti.
Pure’un yapımcı koltuğunda ise Black Rock Studio oturuyordu. Oyun dünyasına Moto GP 06 ile giren firma, Pure’ u geliştirene kadar adını yeterince duyuramamıştı. Elbette Pure sonrasında gözlerimiz Black Rock’ın geliştireceği yeni oyuna çevrildi hemen. Gene yarış türünde bir yapım geliştirip risk almayan stüdyo Split/Second’ı ilk duyurduğunda, basit bir Burnout klonuyla karşı karşıya olduğumuzu düşünmedik dersek yalan söylemiş oluruz. Ancak daha sonra yapılan açıklamalar ve oyun içi videoları gösterdi ki, arcade tarza daha yakın duran ve işin içine mantıksız bir aksiyonu dahil eden bir yapımla karşı karşıyaydık. Gelin lafı çok uzatmadan oyuna bakalım.
SUNUM:
Split/Second 3.7 GB gibi ciddi bir alanı işgal etmek istiyor. Bu yükleme kaçınılmaz olduğu için zevk almayı bilmek lazım, o yüzden mutfağa gidip bir kahve yapın kendinize ve keyifle yudumlayın. Yükleme bittiğinde ise oyunun temasını özetleyen hareketli bir video izleyeceksiniz. Split/Second geçtiğimiz yıl vizyona giren ve agresif ”taşıyıcı” Jason Statham’ın başrolünde olduğu Death Race isimli filmi oldukça anımsatıyor aslına bakarsanız. Filmi kısaca analım dilerseniz; yakın gelecekte kaçılması imkansız olan bir ada hapishanesinde mahkumlar ölümüne yarıştırılıyor ve kan dolu yarışlar dünya televizyonlarında izlenme rekorları kırıyor. Yarışçılar yollarda topladıkları silahlar ile rakiplerini safdışı bırakabiliyorlar. Kahramanımız ise bir komploya kurban gider ve ”Ölüm Yarışı”nda direksiyon başına geçmeye zorlanır. Filmin kabaca özeti böyle. Split/Second ise bu konunun televizyon ve saf dışı bırakma ayağını kendisine tema seçiyor.
Black Rock TV isimli bir kanalda yayımlanan Split/Second yarışları büyük ilgi görmekte. Reyting rekorları kıran bu reality show’da yarışçılar mekanları ve yoldaki objeleri kullanarak rakiplerini safdışı bırakmayı hedefliyor. Gördüğünüz gibi; oyun Death Race’in ateşli silahlar dışındaki pek çok özelliğini ödünç alıyor ve daha önce görmediğimiz çılgınlıkta bir yarış tecrübesi sunuyor. Oyunun televizyon kanalı temasını ise yeterince aktaramadığını söyleyebilirim. Sadece turnuvaların başında kanal yayını tadındaki videolar devreye giriyor, o kadar. Bu videolar dışında Split/Second’ın bir televizyon şovu olduğuna inandıramıyor oyun bizi. Halbuki ufak CGI videolarla ve aksiyon dolu bu şovu sokaklardaki dev ekranlardan izleyen seyircilerle bu havayı kolayca yakalayabilirlermiş.
Oyunun ana ekran tasarımı olması gerektiği gibi, hareketli ve dinamik. Menü seçenekleri büyük resimler eşliğinde sunuluyor ve fonda hareketli müzikler dönüyor.Killzone 2′nin yükleme ekranlarında karşımıza çıkan görüntüyü hareket ettirme özelliği burada da kullanılmış. Ara menülerde sağ analog ile ekranı dilediğimiz yöne oynatabiliyor, kırık cam parçaları gibi detayların boyut kazandığını görüyoruz.
GRAFİKLER:
Split/Second grafikleriyle göz okşuyor adeta. Burnout stiline yakın duran grafikler, hareket animasyonlarla zenginleştirilmiş. İlk olarak araçları ele alalım. Oyun boyunca kullanacağınız araçların hiç biri lisanslı değil, yani tamamen uydurulmuş modeller çıkıyor karşımıza. Ancak bazı yarış oyunlarında olduğu gibi, gerçek markaların araçlarını andıran tasarımlar yer alıyor oyunda. Örneğin; Ford Mustang, Porsche 911 ve Chevrolet Avalanche gibi klasikleşmiş araçların benzer kopyaları Split/Second’da karşınıza çıkacak.
Araçların parçalanma fiziği oldukça hoş. Her ne kadar Burnout Paradise’daki kadar gerçekçi parçalanmalar yaşanmasa da, fazlasıyla detaylı hasarlar alıyor arabalar. Özellikle rakibi patlattığınız anlarda araçlar havaya fırlıyor, ortadan ikiye ayrılıyor, parçaları piste dağılıyor. Siz hurda haline gelen aracın yanından son hızla geçtiğinizde bile tampon ve lastik parçalarına çarpıp yoldan fırlatıyorsunuz. Patlamaların arttığı anlarda kendini kurtaramayan araç sayısı artınca doğan kaos ise görülmeye değer. Patlamış rakibinizin aracı yavaşça yolun ortasına kayıyor, yüksek hızda ondan kurtulmaya çalışırken hemen arkasındaki hurdayla yüz yüze geliyorsunuz.
Araçlar kadar mekanlar da başarılı patlama efektlerine ve animasyonlara sahip. Split/Second’ı tek bir kelimeyle özetlememi isterseniz, ağzımdan çıkacak ilk kelime kaos olur. Oynanabilirlik başlığında bahsedeceğimiz patlama yaratma özelliği sayesinde yarış pistinde yer alan pek çok objeyi patlatabilecek veya harekete geçirebileceksiniz. Bu özelliğin hem görsel bir karmaşayı, hem de ekranı şenlendiren animasyonları beraberinde getirdiğini belirtelim. Üstelik işin boyutu da oldukça büyük. Küçük varillerden otobüslere, dev bir yük gemisinden devasa kule ve vinçlere kadar herşeyi patlatabilir ve rakiplerinizin tepesine kondurabilirsiniz. Elbette patlamanın büyüklüğü ve şiddeti ekranda tam anlamıyla kaosun doğmasına yol açıyor.
Pist tasarımlarına baktığımızda az da olsa Burnout Paradise etkileşimi yakalamak mümkün. Şehir yolları ve civar bölgesi yarış pistimizi oluşturuyor. Sokaklar dışında liman, depo, havaalanı, hurdalık gibi yerlerden de geçiyoruz. Özellikle şehir dışında kalan bu noktalar patlamaların şiddetini arttıracak kadar detaya sahip. Oyundaki tansiyonun en yüksek olduğu anlar da buralara denk geliyor. Özellikle oyunun hemen başında (ve demosunda) yer alan havaalanı bölümü şaşırtıcı derecede heyecan yüklü. Tam karşınızdan patlayarak gelen dev kargo uçağı karşısında ne yapacağınızı şaşırıyorsunuz. Bu ve benzeri anlarda görsel olarak tedirgin edici bir hava yakalandığını belirtelim. Uçak üzerinize gelirken kamera titremeye başlıyor ve zamanın hafif yavaşlamasıyla birlikte tansiyon da yükseliyor. Uçağın neresinden geçerseniz parçalanmadan kurtulacağınızı hesap etmeye başladığınız o 1-2 saniye gerçekten muhteşem.
Kaplamalar konusunda pek de başarılı bir sonuç vermiyor Split/Second. Özellikle kameranın araç tamponlarına girdiği anlarda bu sorunu çok net bir şekilde anlamanız mümkün. Yıkılan bina ve araçlarda da bu sorun bariz bir şekilde hissediliyor. Ancak oyunun sürekli olarak yüksek hızda seyretmesi ve devamlı bir kaos ortamı olduğu için kaplama sorunu canınızı sıkacak boyutlara ulaşacak yer bulamıyor ekranda. Ayrıca araçlardaki metalik boya efekti de bu sorunu azaltacak oranda kaliteli. En yoğun şekilde hissedildiği bölümler yarış start almadan hemen önceki bir kaç saniyede ortaya çıkıyor.
Işıklandırma ise oldukça başarılı. Genelde kavurucu bir güneş hakim oyunda. Zaman zaman gözünüzü alacak kadar kuvvetli üstelik, binalarla pistlerdeki araç ve objelerin yarattığı gölgeler de kusursuz. Göz alan güneş ışığına ek olarak patlamaların yarattığı renk cümbüşünü de eklediğinizde, televizyonunuzda bir ışık şöleni hayat buluyor.
Kameranın konumlandığı açı başarılı ancak oyuna belli bir zorluk seviyesi getiriyor. Harita veya benzeri bir HUD sistemi bulunmayan oyunda kameranın da araca yakın bir açıda durduğunu belirtelim. Bu da yüksek hızda yolu kestirebilmek için pür dikkat ekrana bakma zorunluluğunu beraberinde getiriyor. Bunu kesinlikle olumsuz bir özellik olarak algılamayın, aksine oyuna muhteşem bir adrenalin duygusu kazandırıyor. Dilerseniz tampon kamerasına da (Üçgen tuşu yardımıyla) geçebilirsiniz ancak temposu yüksek yarışları bu açıdan oynamanın çok zor olduğunu söylemeliyim.















