sds
Haberler Inceleme n Inceleme Oyun Hile ve Ipulari Tam zm Blu-Ray Donanim Rehber Iletisim Forum
Özel Arama
Remember me    Sifremi Unuttum
İNCELEME


 Saints Row 2 İncelemesi
 Yazar: tool | Kategori: İNCELEME | Tarih: 27 Ekim 2008, 15:01

İlk Saints Row oyunu XBOX 360′a çıktığında ortalama puanlar almış, GTA’yı arsızca kopyaladığı ve amaçsız şiddete özendirdiği eleştirileriyle de karşı karşıya kalmıştı. THQ, oyunun devamının yapıldığını açıkladığında ise herkes anarşinin devam edeceğini çoktan anlamıştı.

 

 

Volition’un yapımcılığında geliştirilen devam oyunu ise, yapım aşaması devam ederken kült oyuncu Gary Busey’i oynattıkları ve GTA IV’e dil uzatan reklamlarıyla gene kendinden söz ettirmeye başlamıştı. Çıkış tarihi yaklaştıkça, yapımcılar oyunun reklamını iyiden iyiye yapmaya başlamış, kesinlikle GTA ile alakası olmayan bir oyun geliştirdiklerini duyurmuştu. Sonunda raflardaki yerini alan oyunu sizler için inceledik.

İlk Saints Row oyunu her ne kadar GTA serisine özense de, farklı görevleri, oyuncuyu daha özgür bırakan oyun yapısı ile kısmen de olsa başarılı sayılmıştı ve diğer kötü örneklerin arasından sıyrılmayı bilmişti. Gene de oyun, ortalama kalitesi ile adından kısa bir süre bahsettirip unutulmuştu. THQ unutmamış olacak ki, yeni nesilde oyuna bir şans daha vermeye karar verdi (firmadan gelen resmi bilgiye göre 3. oyunun yapımına bile başlanmış durumda). Yapımcı Volition bu sefer daha agresif bir pazarlama taktiği ile her fuarda ikinci oyunu gözler önüne serdi. Hafif taşlamalar içeren reklam kampanyası ile tepkileri üzerine çeken firma, reklamın iyisi kötüsü olmaz sözünü doğrularcasına dikkatleri toplamayı bildi.

Yapımcılar ikinci oyunlarının GTA ile uzaktan yakından alakası olmayacağını sürekli dile getirdiler ancak fuarlarda yayınlanan videolar sanki aksini söylüyordu bizlere. GTA’nın yarattığı açık dünya mantığını aynen uygulayan oyun, görev ve aksiyon yapısı ile de oldukça benzerlik taşıyor gibi gözüküyordu. Elbette yapımcıların haklı olup olmadığını öğrenebilmenin tek yolu oyunun çıkışını beklemekti ve sonunda bu şansa kavuştuk.

SUNUM – GENEL:

Saints Row 2, oyunun arsız yapısına uygun şekilde tasarlanmış bir menü ile yapıyor açılışını. Renkli fonu ve eğlenceli müzikleri ile kendi kendini ciddiye almayacağının mesajını veriyor adeta. Single Player ve Multiplayer seçeneklerine sahip olduğumuz oyun, ana menüde herhangi farklı bir seçenek sunmuyor bizlere. Ama görsel ve işitsel olarak oldukça canlı bir tasarım olduğunu söyleyebiliriz.

Oyuna ilk başladığımızda kendi karakterimizi yaratmamız isteniyor bizden ve öykü olarak ilk oyunun bittiği yerden başlıyoruz. Karakter yaratımı gerçekten oldukça detaylı. Cins, Irk ve dış görünüm gibi temel ve basit ayarlamalardan sonra yaratım sürecinin asıl detaylarına geliyorsunuz. Karakterimizin elmacık kemiğinden, burun kemerine, kulaklarından kaslarına kadar her bir detay ile istediğimiz gibi oynayabiliyoruz. The Godfather’daki karakter oluşturma özelliğini anımsatan bu süreç, çok daha detaylı ve derin. Sayısız opsiyon sunan bu süreci tamamladıktan sonra karakterimiz oyuna dahil oluyor ve ilk ara videoda kendisini görüyoruz.

İşin güzel tarafı, karakterimizin tipini estetik cerrahlar yardımıyla oyun içinde istediğimiz gibi değiştirebiliyoruz. Bu da sayısız absürd karakter yaratabilmenize olanak tanıyor. Oyunda yer alan itibar sistemine de doğrudan etki ediyor karakterinizin tipinde, dış görünüşünde ve giyiminde yapacağınız değişiklikler. Erkek bir karaktere etek giydirerek daha fazla puan bile alabilirsiniz. Karakteriniz üzerinde özgürce oynayabilmek, oyunun absürd yapısına katkı sağlıyor. Bu yaratım süreci karakterinizin görünüşüyle de sınırlı değil. Öyküde ilerledikçe kurduğunuz çetenizin üyelerinin tipinden, çetenin araçlarına, adamlarınızın size özel selamlaşmasından, küfürlerine kadar herşeyi siz seçiyorsunuz. Bu selamlaşmaların bazılarının oldukça edepsiz olduğunu söylemem lazım, o yüzden küçük oyuncular, siz dışarı :) .

Karakter yaratım sürecini atlattıktan sonra oyuna başlıyoruz, amacımız bertaraf edilen çetemizi yeniden kurmak, şehirde yaratacağımız kaos ile çeteyi büyütmek ve ünümüzü geri kazanmak. Genel olarak bakıldığında Saints Row 2, birçok açıdan GTA IV’e benziyor. Şehir yapısı, özgür dünya, görevleri kafanıza göre almanız, şiddette sınır konulmaması bu benzerlik hissini doğuran etkenler. Ancak şunu söylemeliyiz ki; oyunun kendini ciddiye almayan yapısı ve farklı görevleri, rakibine oranla daha zevkli anlara sahip olabiliyor ilginçtir ki. Elbette GTA IV’deki kaliteli öykünün, görsellerin ve alışılmış oyun yapısının aynısını Saints Row 2′den beklemek haksızlık olacaktır. Ancak oyun kendi kalıbı içinde özgünlüğünü bir şekilde yakalıyor ve eğlenceli anlar sunuyor. Basit öyküsü, ortalamanın sınırlarında gezinen grafikleri ile hoş olmayan bir tecrübe olacakken, komik görevleri, yaratacağınız absürd ötesi karakterleri ile bir anda kötü herşeyi silip eğlenceli bir oyun geliyor.

Serinin ilk oyunundaki bir çok yan görev geliştirilerek ikinci oyuna eklenmiş. Yarışlara katılma, uyuşturucu taşıma, ünlülere eskortluk yapma, suikastçilik gibi bir çok farklı yapıda yan görev haritada sizleri bekliyor. Gene GTA IV ile benzerlik gösteren yan görevler olsa da, bazıları gerçekten orijinal ve komik görevlerden oluşuyor. Tamamen keyfinize bağlı şekilde alabileceğiniz bu yan görevler, oyunda itibarınızı arttırmak için en iyi seçenekleri oluşturuyorlar aynı zamanda. Her bir yan görev altı seviyeye sahip, tüm seviyeleri bitirince en yüksek seviyede itibar ve para kazanıyorsunuz. Bundan sonra bu görevler kapanmıyor, istediğiniz zaman geri dönüp yapabilirsiniz, ancak tüm seviyeleri bitirdikten sonra oynadığınız her tekrar görevde artık itibar kazanamıyorsunuz. İlk oyundaki yan görevlerin dışında Saints Row 2 için yeni görevlerde yaratılmış. Bunlarda oldukça yaratıcı, komik ve vahşi. Gözümüze çarpanlarından kısaca bahsedelim isterseniz;

- Fight Club: Oyundaki en zevkli yan görevlerden. Kafes şeklindeki arenada rakiplere karşı dövüşüyorsunuz. Yaptığınız dövüşler illegal ve rakibi öldürmeniz gerekiyor. Enerji seviyeleri belli bir kademenin altına düşen rakipleri yere devirdiğinizde Üçgen tuşu aniden beliriyor. Rakip ayağa kalkmadan basarsanız küçük bir doğru zamanda doğru tuşa basma oyunu çıkıyor. Başarıyla yaptığınız takdirde rakibin boynunu kırıp güle güle diyorsunuz. Seviye atladıkça arenadaki dövüşçü sayısı da artıyor ve oldukça zorlayıcı olabiliyor.

- Septic Avenger: Bu da oyundaki en komik yan görevlerin başında geliyor. Lağım arabasının hortumu sizin kontrolünüzde. Araç otomatik olarak ilerliyor ve siz istediğiniz anlarda tek tuş yardımıyla aracı durdurabiliyorsunuz. Amacınız ise belirlenen bina, araç ve insanlara hortum aracılığıyla insan dışkılarını püskürtmek ve belirlenen harita bitmeden sizden istenen hasarı gerçekleştirmek. Her ne kadar kulağa itici gelse de, görsel olarak komik anlar sunuyor. İnsanların çığlık atarak kaçışmaları, araçların birbirlerine çarparak yön değiştirmesi ister istemez gülmenize sebep oluyor.

- Trail Blazing: Temel olarak ATV ile belirlenen noktalardan süre dolmadan geçmemiz gereken mini bir yarış oyunu. Ama bir farkla; aracımız ve karakterimiz alevler içinde ve belirlenen noktalara ulaşmaya çalışırken insan ve araçlara da çarpmamız ve onları patlatmamız gerekiyor. Böylece ekstra süre kazanıyoruz. Kontrolleri biraz can sıkıcı olsa da gene eğlenceli bir yan görev Trail Blazing.

- FUZZ: Amerika’daki polis programlarını sert bir şekilde eleştiren FUZZ, gene komik dakikalar sunuyor oyunculara. Programdaki başrol sizin ve polis olarak istenen kişileri yakalarken peşinizde sürekli bir kameraman var ve tüm yaşananları çekiyor. Şirket yöneticilerinden keşlere kadar herkes sizin hedefiniz ve kamera ile birlikte bu kişileri süre dolmadan yakalayıp etkisiz hale getiriyoruz.

Toplamda 20 civarında farklı yan görev Saints Row 2, ana görevler konusunda ise bu kadar yaratıcı ve eğlenceli değil. Senaryosundaki zayıflıkların ana görevlere yansıması sonucu, tekdüze ve sıkıcı görevler sizi bekliyor. Yan görevlerin çeşitliliği sayesinde bu rutin hava bozuluyor elbette ama öykünün daha başarılı olmasını dilerdik.

Aksiyona dayalı yapısı dışında, hafif stratejik öğelerde bulunmakta oyunda. Farklı çetelerin kontrolündeki bölgeleri ele geçirmek, bu bölgelerde Safe House adındaki evleri ve çeşitli noktaları satın alıp kontrolü sağlamak, itibar için evlerin dizaynını değiştirmek gibi öğelerde var. Elbette bu detaylar çok derin değil ancak oyunun amaçsız aksiyonuna bir anlam kattığı da gerçek.

Görsel olarak GTA IV’e oranla daha renkli ve çizgi film tadında olsa da, Saints Row 2 düşük grafikleri yüzünden sınıfta kalıyor. Multiplatform oyunların yaşadığı sıkıntı burada da kendisini gösteriyor, PS3′ün gerçek gücü ile alakası olmayan görseller kesinlikle can sıkıyor diyebiliriz. Gelin oyunları oyun yapan tüm etmenlere tek tek bakalım;

ÖYKÜ:

Saints Row 2, ilk oyunun bittiği yerden başlıyor. Oyunun sonundaki patlama sonrası yakalanan karakterimiz aldığı büyük yaralar sonucu komaya girmiştir ve cerrahi operasyonlarla dış görünüşü tamamen değişmiştir. 5 yıl sonra komadan uyanan karakterimiz, Stilwater şehrindeki hükmüne geri dönmek için kaçmak zorundadır. Başarılı bir kaçışın ardından gördükleri ise onu şoka sokar. Çetesi Saints dağılmış, başka çeteler parsayı kapmıştır. Bunun üzerine yapmamız gereken, güvenilir kişileri bulup çetemizi tekrar toplamak ve şehirde yaşanan kaosta başrolü oynayarak eski gücümüze kavuşmak. Elbette bu arada Sons of Samedi ve The Ronin isimli çeteleri çökertmemiz gerekmekte.

Oyun, oldukça tekdüze ve tahmin edilebilir bir öyküye sahip. Senaryo ilerlerken sizi şaşırtacak ani dönüşlere pek rastlanmıyor. GTA IV’ün en önemli özelliklerinden biri öyküsünde taşıdığı gerçeklik hissi ve oyuncuyu şaşırtan ani değişiklikler idi. Ancak Saints Row 2 bu özelliklerin hiçbirini hakkıyla sunmuyor bizlere. Öyküsü gerçek olamayacak kadar hafif, görevler ise fazlasıyla uçuk kaçık. Rakibinin aksine kendine ciddiye almayan yapısı, oyunun öyküsüne zarar veriyor.

GRAFİKLER:

Saints Row 2, kesinlikle beklentilerin altında grafiklere sahip. Dış mekanın ve kaplamaların özensizliği, PS2 oyunlarını anımsatıyor. Derinlik hissi verilememiş Stilwater, yaşayan bir şehir görüntüsünden çok uzak. Siz yaklaştıkça beliren detaylar, uzaktan size doğru geldiğini gördüğünüz arabaların bir anda kaybolması gibi ağzınızın tadını bozacak detay(sızlık)lara sahip oyun. Görsel açıdan bu tip hatalara oldukça sahne oluyor oyun. Kaybolan arabalar, binalar, ortada hiçbir sebep yokken birbirine ve size saldıran insanlar, oyunun yapım aşaması henüz bitmemiş hissi uyandırıyor.

Araç modellemeleri ise ayrı bir komedi. McDonalds’ın verdiği çek-bırak arabalara benzeyen araçlar, tamamen detay yoksunu olarak oyunda bizi bekliyor. Çarpışmalarda ise araçlarda hasar minimum düzeyde gerçekleşiyor bu da zaten pek olmayan gerçeklik hissini iyice dibe götürüyor. GTA IV’de de araçlar lisanslı değildi ancak gerçekten varmış gibi bir havaya, özgün tasarımlara sahiplerdi. Burada ise durum çok farklı. Zaten lisanslı olmayan arabalar, üstüne üstlük hem birbirlerine benziyorlar hem de oldukça detaysız bir şekilde yaratılmışlar.

Karakterimizi yaratırken grafik olarak en iyi anlarını sunan oyun, karakter oyuna girdiğinde gene düşüşe geçiyor. Yüz animasyonlarındaki tercihleriniz doğru ve net bir şekilde oyuna aktarılıyor ancak yüz animasyonları dışındaki her detay başarısız.

Ara videolar ise oyun içi grafikler ile aynı durumda. Yeni nesile yakışmayacak derecede sorunlu bir iş çıkaran yapımcıların savunmasını duyar gibiyiz; ”Oyun o kadar geniş ve büyük bir dünyada geçiyor ki, grafiklerden kısmak zorundayız.”. Bu yalanı biz yutmayız elbette değil mi sevgili okurlar? :) . Bluray’in sunduğu devasa 50 GB’lik alanın 7 GB’ını kullanıp, sonra da bir yerlerden kısmalıyız gibi bahanelere inanmak saçma olur. XBOX 360 ve PC için de çıkan oyunu her platforma ortak şekilde optimize edip önümüze sunarak bizleri kandırdıklarını düşünüyorum.

Oyunda hoş animasyonlarda yok değil. Özellikle patlama efektleri oldukça başarılı. Gerçeklik hissini yoğun bir şekilde veren patlamalar, oyundaki aksiyona renk katıyor. Zaman zaman su efektlerinin de başarılı olduğunu görüyoruz ancak bu başarı karakteriniz suya girene kadar. Suya girdiğiniz anda ise oyunun genelde gösterdiği detaysızlık size merhaba diyor.

Kamera açılarında da bazı problemler mevcut, özellikle araç kullanırken. Bazen aracın sağına veya soluna takılı kalan kamera, yolunuzu görmenizi engelliyor. Siz manuel olarak açıyı toparlamaya çalışırken de ya bir binaya bindiriyorsunuz ya da yaşlı bir teyzeyi eziyorsunuz (oyunda oldukça fazla teyze dolaşıyor ortalıkta, normal birini ezmenizden daha kolay olan birşey varsa o da teyze ezmek :) ).

Sonuç olarak Saints Row 2, yeni nesil bir oyuna yakışmayacak grafiklere sahip. Ufak detaylarla günü kurtarsa da, genel olarak baktığımızda cilalanmış bir PS2 oynuyormuşsunuz hissine kapılmak oldukça kolay.

OYNANABİLİRLİK:

Oyun, insanı vandal olmaya zorlayan serbest yapısıyla oldukça zevkli, bunu itiraf etmeliyiz :). Amaçsız yıkımlar, istediğinize saldırabilmeniz, üstelik bunları yaparken GTA IV’deki gibi yoğun polis engeline takılmamanız içinizdeki efendi insanın dengesini bozabilir. Eğlenceli görevleri de buna eklersek, tüm eksiklerinin yanında bizi uzun süre oyalayacak bir oyun bu.

Birçok ve birbirinden bağımsız dinamiklere sahip yan oyunlar, tek bir oyundan ziyade bir sürü mini oyun oynuyormuşuz gibi bir hava doğuruyor-ki bu da oyunun ömrünü oldukça uzatmakta. GTA IV’ün birçok özelliğini kendine örnek almış olsa bile, yarattığı çeşitlilik ile kendine has bir oyun oluveriyor Saints Row 2. Ana ve yan görevlerin çokluğuyla birlikte Stilwater şehrinde de yapabileceğiniz birçok şey mevcut. Binalara girip çıkabilir, burada atari veya kumar oynayabilirsiniz.

Oldukça yoğun şiddet ve küfür içeren oyunu ufak oyuncuların masum beyinlerinden uzak tutmalıyız. Uyuşturucu, şiddet, seks gibi birçok unsuru edepsiz bir şekilde gösteren oyun, kesinlikle yetişkin kesime hitap ediyor. Elbette çizgi filmi andıran görsel yapısı ile bu şiddetin yumuşatıldığını söylersek yalan olmaz, ama bu bahane olmasın sakın, +18 bir oyun Saints Row 2.

Yapay zeka olarak bu tip oyunların çoğunda olduğu gibi aksıyor oyun. Olmayan zekalarıyla sabit duran veya alakasız yerlere koşturan düşmanlar, keklik gibi avlanmaktan öteye gidemiyorlar. Örneğin; 10 kişilik bir düşman grubuna saldırdığınızda, hepsi aynı yerde durup size ateş ediyorlar, saklanmak – siper almak gibi marifetlere sahip değiller. Siper almak demişken, bizim karakterimizde GTA IV’deki Niko Bellic’in aksine siper alamıyor. Bu da aksiyon anında deli cesareti ile dolup ateş ortasına dalmanız demek. Oyunun olmayan yapay zekası sonucu oyuncuları çok zorlayan anlar doğmuyor ama çok nadirde olsa çatışmadan çıkamayıp gözlerinizi hastanede açma ihtimalini unutmayın (biri bu oyun GTA’ya benzemiyor mu demişti?).

Genel olarak baktığımızda, oldukça kolay bir oyun karşımızdaki. Oyuncuyu asla zorlamıyor, ölmek neredeyse imkansız. Enerji barınız kısa bir süre içinde kendiliğinden doluyor. Buna imkan tanımayan bir aksiyonun içindeyseniz, menünüzde yer alan gıdalar ile enerjinizi hemen doldurabiliyorsunuz. Cephane konusunda da zorlayıcı olmayan yapı, tecrübeli oyuncuların kısa sürede sıkılmasına sebep olabilir.

Oynanabilirliğe en büyük artıyı ise Co-op özelliği getiriyor. Oyunu online olarak bir arkadaşınız ile birlikte oynayabiliyorsunuz. Mercenaries 2′de de gördüğümüz bu özellik, Saints Row 2′de çok daha başarılı şekilde sunuluyor. Zaten eğlenceli olan birçok görevi arkadaşınızla (mikrofon desteği ile birlikte) gerçekleştirmek tek başınıza alacağınız zevki ikiye katlıyor. Multiplayer’da ise aynı başarıyı gösteremeyen yapımcılar, oldukça sönük bir online arena yaratmış. GTA IV’de gördüğümüz farklı online oyun modları burada yok. Klasik death match, team death match ve Strong Arm modları var. İlk iki modu zaten açıklamaya gerek yok ama Strong Arm’dan azıcık bahsedelim. Strong Arm’da takımlar tek kişilik oyunda karşımıza çıkan birçok farklı görevi takım olarak oynayacak ve toplamda en fazla parayı toplayan takım kazanmış olacak.

Oyun modunun çeşitsizliğinden ziyade sunuculardaki sorunlar canınızı fazlasıyla sıkabilir. Sürekli donabilen görevler, görünmez duvarlar, sunucuların saçmalaması sonucu karakterinizin de buna ayak uydurup tayin ettiğinizin aksi yönlere koşturması gibi sorunlar baş gösterebiliyor. THQ’dan bu problemlere dair bir açıklama veya yama bilgisi henüz gelmedi ancak kısa süre içinde gelmezse online arenada Saints Row 2 oynayacak adam bulunmayabilir.

KONTROLLER:

Saints Row 2, basit kontrollere sahip. Oyuncuyu asla yeterince zorlamayan, sırf aksiyona odaklı oyun yapısını utandırmayacak rahatlıktaki kontroller, zaman zaman tepkileri net algılayamasa da, sorunsuz bir oyun keyfi sunuyor. Kısaca tuşları anımsayalım;

- R1 ile hızlı koşuyoruz,

- R2 ile ateş ediyoruz,

- Üçgen ile arabalara biniyor, binaların kapılarını açıyor, görevleri kabul ediyoruz,

- Kare tuşu ile zıplıyoruz,

- Yuvarlak tuşuna basarak silah ve sağlık menümüzü açıyoruz,

- X tuşu ile şarjör dolduruyoruz.

Bunun dışında araçlarda ve mini oyunlarda kullanacağınız özelliklere göre tuşları farklı amaçlar için kullanıyorsunuz. Her bir mini oyunda farklı tuş kombinasyonları olduğu için, burada tek tek listelemiyorum.

SESLER:

Saints Row 2, karakter seslendirmeleri konusunda kalburüstü bir performans yakalıyor. Ana karakterimize atayabileceğimiz farklı erkek ve kadın sesleri oyun boyunca aynı kalitede ancak yan karakterlerin bazıları resmen geçiştirilmiş gibi. Gene de seslendirme olarak birçok oyuna oranla başarılı diyebiliriz.

Şehir sakinleri ise toplasanız on cümleyi geçmeyecek dağarcığa sahipler. Herkes sizin saldırılarınız sonucunda aynı cümleleri kuruyorlar ve orijinal bir şekilde ortadan kaldırılmayı hakediyorlar :) .

Oyunun parladığı nokta ise soundtracki. Oldukça geniş ve farklı tarzlara sahip şarkı listesi ile kulaklara ziyafet çeken oyunda, müzik marketlerden radyolarda çalan şarkıları satın alabiliyor ve kendi şarkı listenizi oluşturabiliyorsunuz. Böylece bindiğiniz her araçta kendi seçtiğiniz şarkıları çalarak oyunu kişiselleştirebiliyorsunuz. Tüm radyolar ve şarkı listesi ise aşağıdaki gibi;

GenX 89.0
Genre: Pop rock/ alternatif rock
Deftones – “Hole in the Earth”
Galactic – “What You Need”
Hot Hot Heat – “Let Me In”
Jet – “Put Your Money Where Your Mouth Is”
The Life and Times – “Coat of Arms”
Minus the Bear – “Knights”
My Chemical Romance – “Teenagers”
Panic at the Disco – “Lying Is the Most Fun a Girl Can Have Without Taking Her Clothes Off”
Paramore – “Misery Business”
Plain White T’s – “Hate (I Really Don’t Like You)”
The Red Jumpsuit Apparatus – “Face Down”
The Subways – “Rock & Roll Queen”
Taking Back Sunday – “MakeDamnSure”
The Used – “All That I’ve Got”

 
K Ryhme 95.4
Tür: Hip-Hop & R’n'B
“Trick Me” – Kelis
“1 Thing” – Amerie featuring Eve
“Tell Me Bout It” – Joss Stone
“Fandango” – DJ Quik featuring B-Real
“So Sick” – Ne-Yo
“Me & You” – Cassie
“Hands Up” – Lloyd Banks featuring 50 Cent
“N.Y. State of Mind” – Nas
“Gangsta Bitch” – Apache
“Sucker MCs” – Run-D.M.C.
“Ridin In That” – Wale
“Twinz (Deep Cover ’98)” – Big Pun featuring Fat Joe
“What A Thug About” – Beanie Sigel
“Good Girl” – Chrisette Michelle
“I Luv It ” – Young Jeezy

 
K12 97.6
Tür: Electronica
Crystal Castles – “Through The Hosiery
Daniel Mansury – “Death of a Moralist”
Death from Above 1979 – “Sexy Results”
Does It Offend You, Yeah? – “We Are Rockstars”
Guns ‘n’ Bombs – “Crossover Appeal”
Hot Chip – “Over and Over”
The Juan MacLean – “Give Me Every Little Thing”
LCD Soundsystem – “North American Scum”
Matthew Dear- “Don and Sherri”
MSTRKRFT – “Street Justice”
TSR-80 – “Special Effect”

 
Funk 98.4
Tür: Funk
Amnesty – “Love Fades”
Bad Medicine – “Trespasser”
Chocolate Star – “Gotta Get Your Love”
Cliff Niren – “Keep Running”
Ebony Rhythm Band – “Drugs Ain’t Cool”
Leon Mitchison – “Street Scene”
Luther Davis Group – “You Can Be A Star”
Pure Essence – “Wake Up Pt. 1″
Pure Essence – “Wake Up Pt. 2″
Sheila Skipworth – “Look What You’ve Done To Me”
Dayton Sidewinders – “Funky In Here”
The Rhythm Machine – “Put A Smile On Time”
The Soul Seven – “The Cissy’s Thang”
UPC Allstars – “Don’t Get Discouraged”
 
99.0 The Underground
Tür: Indie rock
Architects – “Don’t Call It A Ghetto”
Bound Stems – “Western Biographic”
Deerhunter – “Hazel St.”
Kasabian – “Shoot the Runner”
Marnie Stern – “Every Single Line Means Something”
Okkervil River – “For Real (There’s Nothing Quite Like the Blinding Light)”
Shiner – “Third Gear Scratch”
Shipwreck – “House of Cards”
South Street – “Call In The Debts”
The Rakes – “Terror”
The Saps – “Dead Friends”
The Thermals – “Here’s Your Future”
The Twilight Sad – “And She Would Darken the Memory”
Tokyo Police Club – “Cheer It On”

 
Klassic 102.4
Tür: Klasik
Coppélia Ballet Suite, Act 1, No. 1 – Leo Delibes
Water Music Suite No. 1 in F Major – Handel
Sleeping Beauty Waltz – Tchaikovsky
*Nutcracker Suite – Tchaikovsky
Hungarian Dance No. 5 – Brahms
Arrival Of The Queen Of Sheba – Handel
Brandenburg Concerto No. 3 – Bach
Concerto No. 4 in A – Bach
*Eine Kleine Nachtmusik – Mozart
*The Four Seasons No. 1 – Spring – Vivaldi
*The Four Seasons No. 2 – Summer – Vivaldi
Haffner Serenade No. 7 in D Major – Mozart
*Piano Sonata No. 14, “Moonlight Sonata”, First Movement: Adagio sostenuto – Beethoven
Music for the Royal Fireworks – Handel
Peer Gynt Suite No. 1 – “Anitra’s Dance” – Grieg
*Ride of the Valkyries – Wagner
String Quartet in G Major – 2nd Movement – Mozart
Symphony No. 40 – 1st Movement – Mozart
Symphony No. 5 in C Minor – Allegro con brio – Beethoven
Symphony no. 5 in C Minor – Allegro – Beethoven
Toccata and Fugue in D Minor – Bach
Water Music Suite No. 1 in F Major – Overture – Handel
Marriage of Figaro – Overture – Mozart
Peer Gynt Suite No. 1 – “In the Hall of the Mountain King” – Grieg


 
Four20 103.6
Tür: Reggae

Buju Banton – “Hey Boy”
Born Jamaicans – “Boom Shaka Tak”
Beenie Man – “Who Am I”
Chaka Demus and Pliers – “Murder She Wrote”
Eek-a-Mouse – “Ganja Smuggling”
Dennis Brown – “Stop the Fussing and Fighting”
Ninjaman – “Guns Out”
Mr. Vegas – “Heads High”
Barrington Levy – “Here I Come”
Elephant Man – “Krazy”
Vybz Kartel – “Picture This”

 
Ezzzy 105
Tür: Latin
“Naughty But Nice” – Walt Rockman
“Marvellous Singers Remix” – Marc Durst and Laurent Lombard
“Love For Life” – Sammy Burdson and John Charles Fiddy
“Kalamazoo Style” – Olivier Andres and Christian Seguret
“Just Strolling Along” – Sammy Burdson and John Charles Fiddy
“Coconuts” – Gerhard Narholz
“Dancing On The Avenue” – John Cacavas
“Dolce Vita” – Bruno Bertoli
“Face To Face” – Sammy Burdson
“A Girl Like You” – Norman Candler
“Jarabe Tapatio” – Carlos Periguez
“Tooba Boogie” – Otto Sieben
“Walkie Talkie” – Gerhard Narholz
“Whistle Happy” – Colin Baldry and Tom Kane
“Tchoupa Twist” – Nicholas Folmer
“A Sunny Day In Heidelberb” – Horst Jankowski
“Swing Paname” – Angel Debarre
“Stereo Cha Cha” – Umberto Pagnini
“Colonie Celeste” – Jean-Jacques Perrey
“A Cielito Lindo” – Carlos Periguez
“Chanson Pour Toi” – Alfred Jack
“Bossa Cubana” – Gerhard Narholz
“Berg Und Tal” – Gerhard Narholz
“Bachelor Samba” – Marc Durst

 
The World 105.0
Tür: Dünya müziği
“Over The Moor To Maggie” – Greg Knowles and Mike Taylor
“El Viento En La Isla” – Liza Carbe and Jean Pierre Durand
“Bangara Dance” – Ravi Shani
“Zahrat El Sahra” – Roger Abaji
“The Drunkard’s Song” – Viktor Mastoridis
“Schenkt’s Ma Mal Was Boarisch” – Karl Barthel
“Mountain Hut Landler” – Martin Beeler
“Mandilatos” – Robin Jeffrey
“Mambo De Fito” – Liza Carbe and Jean Pierre Durand
“Hungarian Sundance” – Friedrich Sehl
“Humours of Glen Dart” – Greg Knowles and Mike Taylor
“Hot Nights” – John Leach
“Gypsy Dance” – Laszlo Borteri
“Good Morning Polka” – Jan Schneeberg
“Friss A Rozsa” – Niko Radic
“Emerald Jig” – Ian Clarke and Simon Painter
“Drumjig” – Greg Knowles and MIke Taylor
“Connaught Chase” – Gred Knowles and MIke Taylor
“Cigany” – Niko Radic
“Barasilian Fiesta” – Claudia Figueroa, Forbes
“Hendersone, Tony Hinnigan, and Martin Taylor
“Baidoushka” – Robin Jeffrey

 
Krunch 106.66
Tür: Heavy metal
3 Inches of Blood – “Deadly Sinners”
The Agony Scene – “Barnburner”
As I Lay Dying – “Nothing Left”
Avenged Sevenfold – “Bat Country”
The Black Dahlia Murder – “What a Horrible Night to Have a Curse”
Chimaira – “Resurrection”
The Dillinger Escape Plan – “Milk Lizard”
Helmet – “Unsung”
Hum – “Stars”
Lamb of God – “Redneck”
Mastodon – “Colony of Birchmen”
Opeth – “Ghost of Perdition”
Trivium – “Anthem (We Are the Fire)”
Wolfmother – “Woman”
The Mix 107.77
Tür: ’80′ler
a-ha – “Take On Me”
Culture Club – “Karma Chameleon”
Duran Duran – “The Reflex”
Europe – “The Final Countdown”
Hall & Oates – “Out of Touch”
Loverboy – “Working for the Weekend”
Men at Work – “Down Under”
Night Ranger – “Sister Christian”
The Psychedelic Furs – “Pretty In Pink”
Simple Minds – “Don’t You (Forget About Me)”
Tears for Fears – “Everybody Wants to Rule the World”

 

SONUÇ:

Saints Row 2, yapımcılarının iddialarını yalanlarcasına GTA klonu gibi duruyor. Genel oyun yapısı, yan görev alma şekli, oyun içi menü ekranı ve daha birçok özelliği ile rakibine benzemekten kurtulamayan oyun, farklı bir yöne giderek bu damgadan kısmen de olsa kurtulabiliyor. Farklı ve komik görevleri, kuralsız ve kolay aksiyonu ile kendine özgü bir tarz tutturan Saints Row 2, grafikleri başta olmak üzere can sıkabilen eksilerinden sıyrılabilirseniz çok zevkli saatleri beraberinde getiriyor.

Oyunun ömrü de görev çeşitliliğine ve fazlalığına bağlı olarak tatmin edici derecede uzun. Kısacası; piyasada şu anda zevkli saatler geçirmenizi sağlayabilecek, iyi ama oldukça kusurlu bir oyun Saints Row 2.

Sunum: 8 / 10
Grafikler: 7.2 / 10
Oynanabilirlik: 8.2 / 10
Sesler: 7.8 / 10
GENEL: 7.8 / 10

ARTILAR:
- Oldukça çeşitli ve zevkli yan görevler
- Kolay kontroller
- Esprili ve absürd bir havaya sahip olması
- Başarılı co-op modu
- Çizgisel olmayan oyun yapısı

EKSİLER:
- Genel havasının GTA IV’e oldukça benzemesi
- Kötü grafikler
- Başarısız online sunucular
- Basit senaryo
- Ana görevlerin yan görevlere daha zayıf kalması
- Oyun içinde birçok bug a rastlanması

 







Saints Row 2 İncelemesi yazısı için 2 Yorum var
  1. yener :
    Tarih: Kasım 19th, 2008 18:51

    Yasim kemale erdiginden olsa gerek bu tarz oyunlar beni pek sarmiyor. Acikcasi benim PS3 aksiyoncularina tavsiyem her zaman Bioshock, Metal Gear Solid 4 ya da Fallout3 olurdu. Bu arada inceleme icin tesekkurler tool. Farkinda misin bilmem ama Avrupa ve Amerika daki pek cok siteden daha once oyun inceliyoruz, hem de dolu dolu ve objektif olarak. Tekrar tesekkurler.

  2. tool :
    Tarih: Kasım 20th, 2008 09:26

    Bahsettiğin oyunların yanında elbette Saints Row oldukça çıtır çerez, eğlencelik kalıyor. Sana katılıyorum saf aksiyon için Bioshock, MGS 4, Dead Space gibi oyunlar benimde tercihim..

Yorum Yaz

- PlayStation 4'e Genel Bakış
- PES 2013 Basın Lansmanı
- Dance Star Party Basın Lansmanı
- PS Vita Lansmanı
- FIFA 12 Basın Lansmanı
< Tüm ön incelemeler için tıklayın >


- Skyrim'de Nasıl Evlenilir?
- EA Sports'dan 2010 Fifa World Cup Taktikleri
- Split/Second Trophy Listesi
- Red Dead Redemption Ödül Avcılığı Liste
- UFC Undisputed 2010 Trophy Listesi
< Tüm hile ve ipuçları için tıklayın >


SON YAZILAR
Links:louboutin femmenike air max pas chercheap beats by drenike air max pas cherChaussures Louboutin Pas Chernike blazer pas cherlouboutin soldesbolsos louis vuittongafas ray bandr dre beats uknike tn pas cher
sds
Marka ve logolar ilgili firmaların tescilli ürünleridir.
PST© logosu, site tasarımı ve içeriği PSTurkiye.com adına tescillidir. Her hakkı mahfuzdur.
Haberler | İnceleme | Ön İnceleme | Hile ve İpuçları | Trophy Listesi | Blu-Ray | Donanım | Rehber | Forum | Hakkımızda | İletişim